Renal kolik hastalarının böbrek etkileniminde laboratuvar ve görüntüleme yöntemlerinin etkinliği
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2013
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ELİFE KEKLİKÇİ
Danışman: Zeynep Kekeç
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Renal Kolik Hastalarının Böbrek Etkileniminde Laboratuvar ve Görüntüleme Yöntemlerinin Etkinliği Amaç: Renal kolik, acil servise sık başvuru nedenleri arasında yer almaktadır. Çalışmamızda acil servise böğür ağrısı şikayetiyle başvuran renal kolik olgularında acil ultrasonografi bulgularının ve laboratuvar verilerinin değerlendirilmesi ve bunun tanı, tedavi ve Acil Tıp pratiğine katkılarının belirlenmesi amaçlandı. Ayrıca renal kolik ve üriner sistem enfeksiyonu arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: İleriye dönük olarak planladığımız çalışmamızda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi?ne böğür ağrısı şikayetiyle başvuran 50 hasta çalışmaya alındı. Hastaların tam kan sayımları, kan üre azotu, kreatinin, total kalsiyum, iyonize kalsiyum, parathormon, prokalsitonin, C reaktif protein düzeyleri değerlendirildi. Hastaların tam idrar tekikleri ve idrar kültürleri yapıldı. Tüm olguların direk üriner sistem grafileri çekildi ve renal ultrasonografileri yapılarak sonuçlar kaydedildi. Bulgular: Çalışmaya 23?ü erkek (% 46), 27?si kadın (% 54) olmak üzere toplam 50 hasta alındı. Çalışmaya dahil edilen hastaların yaş ortalaması ve standart sapması 33,9±11,8 idi. Hastalar kreatinin düzeyleri ve hidronefroz varlığı açısından karşılaştırıldığında p=0,036 bulundu. Olgularda nefrolitiazis varlığı ve hidronefroz varlığı karşılaştırıldığında p=0,028 idi. Direk grafide taş varlığı nefrolitiazis açısından yapılan karşılaştırmada p=0,002 saptandı. Sonuçlar: Acil serviste yapılan USG?nin taş varlığını belirlemede, direk üriner sistem grafisine üstün olduğu belirlendi. Hidronefroz ve serum kreatinin düzeyleri arasında anlamlı ilişki olduğu saptandı. İdrar yolu enfeksiyonu saptanan hastalarda serum CRP ve PCT ölçümlerinin acil pratiğinde öncelikli olmadığı sonucuna varıldı.