Acil serviste değerlendirilen supraventriküler taşikardili hastaların beş yıllık retrospektif analizi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERCAN SARIOĞLAN

Danışman: Nezihat Rana Dişel

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Bu çalışma acil serviste supraventriküler taşikardi (SVT) tanısı alan 

hastaların klinik ve demografik özelliklerini retrospektif olarak incelemeyi, 

farmakolojik ve farmakolojik olmayan tedavilerin başarı oranlarını değerlendirmeyi ve 

SVT yönetim algoritmasını iyileştirmeyi amaçlamaktadır. 

 

 Materyal ve Metot: Çalışmamız, 01.01.2019 ile 30.06.2024 tarihleri arasında 

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı’nda supraventriküler 

taşikardi (SVT) tanısı alan yetişkin hastaların demografik, klinik, laboratuvar, tedavi 

verileri ile sonlanımlarını retrospektif olarak incelemiştir. 

 

 Bulgular: Çalışmaya, 01.01.2019-30.06.2024 tarihleri arasında acil serviste 

supraventriküler taşikardi (SVT) tanısı alan 108 yetişkin hasta dahil edildi. Hastaların % 

52,8’i erkek, % 47,2’si kadın olup yaş ortalaması 58,4±17,4 yıldı. En sık başvuru 

şikayeti çarpıntı (% 67,6), ardından göğüs ağrısı ve nefes darlığı (% 25) idi. Eşlik eden 

hastalıkları arasında SVT (% 35,2), hipertansiyon (% 30,8) ve koroner arter 

hastalığı/kalp yetmezliği (% 25) öne çıktı. En sık kullanılan ilaçlar beta-blokör (% 

23,1), aspirin (% 13,9) ve kalsiyum kanal blokörü (% 9,3) idi. Fizik muayenede en sık 

ral (%20,4) ve pretibial ödem (% 9,3) saptandı. Kardiyak USG’de hastaların % 

80,8’inde ejeksiyon fraksiyonu normaldi. Tedavi olarak hastaların %95,4’üne 1. doz 

adenozin, % 40,7’sine 2. doz adenozin, % 16,7’sine 3. doz adenozin uygulandı. Beta￾blokör (% 20,4), kalsiyum kanal blokörü (% 13,9) ve elektriksel kardiyoversiyon (% 

4,6) diğer tedavilerdi. Hastaların % 78,7’si acil servisten taburcu edilirken, % 19,4’ü 

yoğun bakıma yatırıldı. Cinsiyetler arasında yaş, vital bulgular ve başvuru şikayetleri 

açısından anlamlı fark saptanmadı; ancak erkeklerde malignite sıklığı (% 38,6 vs. % 

3,9, p<0,001), kadınlarda serum glukoz, kreatinin ve ferritin düzeyleri farklıydı 

(p<0,05). Adenozin ile tedavi edilen (Grup 1) ve ek tedaviler alan (Grup 2) hastalar 

karşılaştırıldığında, Grup 2’de nefes darlığı (% 35,1 vs. % 17,4, p=0,04), koroner arter 

hastalığı/kalp yetmezliği, diyabetes mellitus sıklığı ve troponin, CK-MB, laktat 

düzeyleri daha yüksekti (p<0,05). Grup 2’de 2. ve 3. doz adenozin kullanımı ile 

taburculuk reçetesi oranı da daha yüksekti (p<0,05). Tedavi sonrası EKG’de hastaların 

% 94,2’si sinüs ritmine döndü. 

 

 Sonuç: Bu retrospektif çalışmamızda, acil serviste SVT tanısı alan hastalarda 

adenozin tedavisinin oldukça yüksek bir başarı oranına sahip olduğu görülmüştür. 

Bununla birlikte, ek tedavi gereksinimi olan hastalarda (Grup 2) koroner arter hastalığı, 

kalp yetmezliği ve diyabet gibi komorbid durumların yanı sıra troponin, CK-MB ve 

laktat düzeylerinde anormalliklerin daha sık saptanması, bu grubun daha yakın klinik 

izlem gerektirdiğini düşündürmektedir. Acil serviste SVT yönetiminde, hastanın 

hemodinamik durumuna dayalı bir tedavi algoritmasının benimsenmesi, vagal 

manevralar ve adenozinin öncelikli olarak uygulanmasıyla birlikte taburculuk oranlarını 

artırabilir ve yoğun bakım ihtiyacını azaltabilir. Gelecekte yapılacak çalışmalarda, 

kateter ablasyonu gibi uzun dönem tedavi seçeneklerinin acil servis yönetimine 

entegrasyonu üzerinde durulması faydalı olacaktır. 

 

Anahtar Kelimeler: Acil servis, supraventriküler taşikardi, çarpıntı, adenozin, 

elektrokardiyografi