Diferansiye tiroid karsinomlu hastalarda preoperatif tiroglobulin ve antitiroglobulin düzeylerinin postoperatif dönemde takibi ve prognoza etkisi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İREM NEDİRLİ

Danışman: Mehtap Evran

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Giriş ve Amaç: Tiroid karsinomları dünyada en sık görülen endokrin malignite olup bunun büyük kısmını diferansiye tiroid kanserleri (DTK) oluşturmaktadır. Genel anlamda prognozu iyi olsa da yıllar içinde takipte nüks hastalık gelişebilmekte ve mortal sonuçları olabilmektedir. Bu yüzden uzun süreli takibinin dikkatli bir şekilde yapılmasına ve uzun süreçte prognozu ön görebilecek parametrelerin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bağlamda tiroglobulin (Tg) ve antitiroglobulin (Anti-Tg) değerleri hastalık takibinde kullanılan parametreler olsa da operasyon öncesi değerlerinin prognozu öngörmedeki değeri hala bakir bir konudur. Biz çalışmamızda DTK'li hastalarda Tg ve Anti-Tg değerlerinin preoperatif dönemdeki düzeylerinin prognoza etkisini ve anlamlılık düzeyini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda hastanemizde Ekim 2017 ve Ekim 2023 tarihleri arasında tanı alan 2458 DTK hastası tarandı. Bunlardan opere olan ve preoperatif dönemde Tg ya da Anti-Tg değerleri ölçülmüş olanlar belirlendi. Yine çalışma kapsamında hastaların takipteki risk düzeyinin belirlenmesinde Amerikan Tiroid Derneğinin (ATA) 2015 yılında güncellenen kılavuzunda belirtilen risk sınıflaması kullanıldı. Bu bağlamda preoperatif dönemde Tg veya Anti-Tg düzeyleri ölçülmüş olmasına rağmen patoloji raporlarında risk değerlendirmesi için gerekli verileri bulunmayan 20 hasta çalışma dışı bırakılarak tüm kriterlere uyan DTK'li 179 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların preoperatif dönemdeki Tg ve Anti-Tg düzeyleri postoperatif dönem takipleriyle karşılaştırıldı ve preoperatif dönemdeki yüksek değerlerin, postoperatif dönemde mevcut seviyelerin düşme süresinde bir uzama ile ilişkili olup olmadığı araştırıldı. Yine preoperatif dönemdeki Tg ve Anti-Tg düzeyleri; metastatik hastalık varlığı, takiplerde nüks gelişimi ya da rezidiv doku varlığına etki açısından değerlendirildi. Nüks ve rezidivin değerlendirilmesinde hastaların postoperatif dönem ultrasonografi (US) ve sintigrafi sonuçları kullanıldı. Hastaların preoperatif dönem Tg ve Anti-Tg düzeyleri ile postoperatif dönem risk sınıflaması arasında korelasyon olup olmadığı da araştırıldı. Hastaların preoperatif ince iğne aspirasyon biyopsisi (TİİAB) sonuçları ve malignite prediksiyonu açısından, postoperatif patoloji sonuçları ile karşılaştırıldı. Yine preoperatif dönemdeki US ile belirlenen nodül özellikleri maligniteyi yansıtması ve prognozu öngörmedeki anlamlılığı açısından ATA risk değerlendirme sonuçları ile karşılaştırıldı. Hastaların demografik özellikleri, mortaliteyi etkileyebilecek komorbid hastalıklarının varlığı, preoperatif dönemden postoperatif 48.aya kadar olan serum TSH, serbest T3, serbest T4, Tg ve Anti-Tg düzeyleri, operasyon süreci ve sonrasındaki ek komorbiditeleri gösterebilecek biyokimyasal parametreleri de çalışmaya eklendi. Hastaların postoperatif dönemdeki nüks ya da rezidiv varlığı, mevcut nükslerin kaçıncı ayda gerçekleştiği ve mevcut durumlarda sonraki aşamada yapılan tedavi şekilleri (reoperasyon, Radyoaktif iyot (RAI) ya da tirozin kinaz inhibitörü (TKİ) kullanımı çalışma kapsamında değerlendirildi. Bulgular: Çalışmaya alınan 179 DTK hastasının % 76,5'i kadın, % 23,5'i erkekti. Kadın/ erkek oranı yaklaşık 3,2'ydi. Hastaların ortalama yaşı 51,42 15,56 yıl idi. Çalışmamızda nüks gelişen ve gelişmeyen hastaların operasyon öncesinden 24.aya kadar olan Tg ortalamalarındaki zamana bağlı değişim istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,001). Çalışmamızdaki hastaların preoperatif dönemden postoperatif 24. aya kadar olan Tg ortalama değerlerindeki değişimde nüks olan ve olmayan gruplarda anlamlı derecede fark tespit edilmiştir (p=0,002). Çalışmamızda preoperatif dönem Tg değerinin nüks durumundaki ayırt ediciliği için cut-off değeri 100,10 ng/mL olarak saptanmıştır. Bu değer istatistiksel olarak sınırda anlamlı kabul edilmiştir (p=0,063). Çalışmamızda operasyon öncesinden 24.aya kadar olan Anti-Tg ortalamalarındaki zamana bağlı değişim nüks olan ve olmayan gruplarda istatiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p=0,587). Hastaların preoperatif dönemden itibaren olan Anti-Tg ortalamalarının postoperatif 24. aya kadar olan takiplerindeki değişim nüks olan ve olmayan gruplarda benzer bulunmuştur (p=0,341). Sonuç: Tiroglobulin düzeylerinin preoperatif dönemdeki düzeyleri prognozu öngörmede ve nüks hastalık riskini belirlemede anlamlı bir parametredir. Antitiroglobulin ise nüks hastalık varlığını göstermede tek başına yeterli prognostik öneme sahip olmasa da Tg ile interferensi dolayısıyla DTK takibinde Tg ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir parametredir. Rezidiv varlığı preoperatif tümör davranış özelliklerini göstermekten çok operasyonun yeterliliği ile ilişkilendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tiroglobulin, Antitiroglobulin, Diferansiye Tiroid Karsinomu, Nüks, Rezidiv Doku.