ROSE LOWDER SİNEMASI: SİNEMASAL ALGI VE EKOLOJİK SİNEMA


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, RADYO TELEVİZYON VE SİNEMA ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Gülin Ören

Danışman: Özge Nilay Erbalaban

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, deneysel sinemanın önemli isimlerinden Rose Lowder'ın (d.1941-) sinemasını sinemasal algı ve ekolojik sinema kavramları üzerinden, fenomenolojik film kuramı odağında incelemeyi amaçlar. Çalışma yönetmenin Bouquets 1-10 (1995), Bouquets 11-20 (2011) ve Bouquets 21-30 (2001) üzerine odaklanır. Bu filmlerin seçilmesinin nedeni Lowder'ın sinemasında kullandığı tekniği açıkça gösteren, ekosinemayla bağdaşıklık içeren bir seri olmasıdır. Yönetmen üzerine daha önce çalışılmış olsa da bu tez Lowder filmlerini bedensel bir karşılaşma alanı olarak kurgular. Araştırma, algıyı yalnızca görsel verinin pasif alımı olarak değil; bedenin dünyayla kurduğu yaşantısal ilişki içinde duyum, dikkat, hafıza ve zamanın birlikte işlediği bir karşılaşma olarak ele alır. Bu anlamda duyuları ayrıksı edimler olarak değil, iç içe bir alan, bir Gestalt olarak ele alır. Tez fenomenolojinin beden ve algı biçimlerini ele alışını sinema özelinde değerlendirir. Bu bağlamda Merleau-Ponty'nin beden-algı düşüncesi ile Sobchack'in bedenselleşmiş seyir deneyimi yaklaşımı, Lowder sinemasında izleyici konumunun nasıl kurulduğunu tartışmak için temel bir çerçeve sunar. Lowder'ın Bouquets serisinde belirginleşen kadraj kurma, doğal ışık kullanımı ve montaj ritmi, izleyicinin algısını mikro düzeyde tekrarlar ve süre deneyimi üzerinden yeniden örgütler. Ayrıca tez Lowder'ın yapım sürecine ve filmlerinde seçilen mekanlara odaklanır. Bu anlamda doğa ve mekan bir arkaplan olmaktan ziyade bir karşılaşmalar alanı ve sinemanın yeni dünyalar yaratma olasılıkları olarak ele alınmıştır. Lowder'ın estetiği, doğayı temsile indirgenmek yerine insan ve insan-olmayanın aynı algısal düzlemde bir aradalığını duyular arası bir deneyim olarak kurar ve ekosinemanın türler arası bir yapı kuran olanaklarını fenomenoloji özelinde değerlendirir. Yöntem olarak nitel film çözümlemesi benimsenmiş; seçilen filmler kadraj, süre, ritim, montaj ve ışık kullanımı açısından incelenmiştir. Çalışma, Lowder sinemasının ekolojik sinemayı tema olarak değil, algıyı dönüştüren fenomenolojik bir deneyim alanı olarak kurduğunu ileri sürer. Bu anlamda sinemayı insan ve insan olmayan bedenlerin karşılaştığı, ilişkiye girdiği ve kendisi bedenleşmiş bir yapı olarak ele alır. Anahtar Kelimeler: Rose Lowder, sinemasal algı, fenomenoloji, ekosinema