İnvaziv Olmayan Düşük Malignite Potansiyelli Mesane Tümörleriyle, İnvaziv Yüksek Malignite Dereceli Tümörlerin Genetik Açıdan Farklılıkları


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Cerrahi Tıp Bilimleri, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Deniz Abat

Eş Danışman: OSMAN DEMİRHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İnvaziv Olmayan Düşük Malignite Potansiyelli Mesane Tümörleriyle, İnvazivYüksek Malignite Dereceli Tümörlerin Genetik Açıdan FarklılıklarıAmaç: Bu çalışmada, invaziv olmayan düşük dereceli tümörler ile invaziv yüksekdereceli tümörler arasındaki genetik farklılıkların, sitogenetik ve moleküler sitogenetikyöntemlerle gösterilmesi amaçlandı.Yöntem ve Gereçler: Mayıs 2009 ile Mayıs 2010 tarihleri arasında 34 mesanekanserli hastadan eş zamanlı alınan mesane kanser dokusu ile kan örneklerinin kültürüyapıldı. Kan ve doku kültürlerinden üretilen hücrelerin kromozomlarında oluşan yapısalve sayısal değişikliklerin tespiti için sitogenetik yöntemler kullanıldı. Sağlıklı olduğubilinen aynı sayıda kontrol grubunun kan kültürleri de kromozom hasarları bakımındanincelendi. Ayrıca, hastaların kanserli mesane doku örnekleri p16 ve p53 genlerininanalizi FISH yöntemiyle yapıldı. Kontrol grubu ile hastaların kromozom düzensizlikleriaçısından karşılaştırıldı. Ayrıca, histopatolojik incelemeye göre hastalar düşük derecelive yüksek dereceli tümörü olanlar olmak üzere iki ayrı gruba ayrıldı. Yaş, vücut kitleindeksi, sigara içme süresi, kromozomal düzensizlikleri, p16 ve p53 değişimleriyönünden karşılaştırıldı ve istatistiksel olarak değerlendirildi.Bulgular: Yaş ortalaması 60,6±14,2 (26?81) yıl olan 30'u (%88,2) erkek ve 4'ü(%11,2) kadın toplam 34 mesane kanserli hastanın ortalama kromozom düzensizliksayısı [20±36,2 (0?182)] ile kontrol grubu [1,3±1,6 (0?5)] karşılaştırıldığında bu farkmesane kanserli hastalarda anlamlı şekilde yüksekti (p=0,0001). Histopatolojikinceleme sonrası 11 (%32,3) hastada, düşük dereceli papiller ürotelyal karsinom, 22(%64,7) hastada yüksek dereceli papiller ürotelyal karsinom ve 1 (%3) hastada CIS(karsinoma in situ) tümör olduğu saptandı. Düşük dereceli ve yüksek dereceli tümörüolan hastalarımızın yaş, vücut kitle indeksi ve sigara içme süresi açısından istatistikselolarak anlamlı farklılık bulunmadı (p=0,971, p=0,106, p=0,561). Bu iki grup,kromozom düzensizlikleri açısından karşılaştırıldığında aralarındaki farkın anlamlıolmadığı görüldü (p=0,714). Ancak, p16 ve p53 gen değişiklikleri açısındandeğerlendirildiğinde tümör derecesi yüksek olanlarda gen hasarlarının önemli derecedeyüksek olduğu görüldü (p=0,002 ve p=0,039). En çok yapısal düzensizlikler 1, 2, 3, 5, 9ve 15. kromozomlarda, sayısal düzensizlikler ise 8, 17, 21, 22, X ve Ykromozomlarında gözlendi. Bu düzensizlikler arasında özellikle 1q21, 1q32, 2q22,2q32?35, 3p21, 5q31, 5q33, 9p11 ve 9q32 bölgelerinde bozuklukların daha sıkgörüldüğü tespit edildi.Sonuç: Mesane kanserli hastalarımızın etiyolojisinde, 1q21, 1q32, 2q22, 2q32?35, 3p21, 5q31, 5q33, 9p11 ve 9q32 kromozom bölgelerinin ve 8, 17, 21, 22, X ve Ykromozomlardaki sayısal düzensizliklerin önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bununlabirlikte, p16 ve p53 genlerindeki hasarın yüksekliği ile tümörün yüksek dereceli olmasıarasında paralellik olduğu rapor edildi. Buradan da bu genlere bakılarak hastalarınprognozunun tahmin edilebileceğini söyleyebiliriz.Anahtar Sözcükler: kromozom düzensizlikleri mesane kanseri, , p16, p53.