Dar anlamda üçüncü kişinin zararının tazmini
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: FURKAN ÖZDEMİR
Danışman: Nurcihan Özdoğan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Borç ilişkileri, kural olarak nispi karakterli ilişkilerdendir. Bu durumun bir sonucu olarak, bu ilişkiye taraf olmayan üçüncü kişilerin, söz konusu borç ilişkisinden ötürü borç altına girmesi veya hak elde etmesi, kural olarak mümkün değildir. Gerek hukuki işlemden gerekse de kanundan doğan borç ilişkileri bakımından geçerli olan bu kural, alacaklının menfaati dogması veya objektif hukuka aykırılık teorisi ile desteklenerek, tazminat talep edebilecek kişilerin çevresini belirlemektedir. Nitekim alacaklının menfaati dogması, bir sözleşmenin ihlal edildiği hâllerde, yalnızca sözleşmeye taraf olan alacaklının zararlarının tazmin edilebileceğini vurgulamaktadır. Yine objektif hukuk aykırılık teorisi de mutlak veya özel koruma normu ile korunan bir hakkı ihlal edilmeyen kişilerin, haksız fiile dayanarak talepte bulunamayacağını ifade etmektedir. Ancak sözleşmesel sorumlulukta sözleşmeye taraf olmayan, haksız fiilde ise fiilin yönelmediği üçüncü kişilerin zarar gördüğü ve bu zararın tazmininin hakkaniyete uygun olduğu bazı hâller de mevcuttur. Söz konusu problemin farkında olan kanun koyucu, bazı düzenlemeler yaparak bahse konu ilkelere istisnalar getirmiş ve üçüncü kişilerin zararlarının tazmin edilemeyeceğine ilişkin kuralı yumuşatmıştır. Nitekim üçüncü kişi yararına sözleşme ile borç ilişkilerinin nispiliği ilkesi esnetilmiş, taraf iradelerinin bu yönde olduğu hâllerde, üçüncü kişilerin zararlarının da tazmin edilmesine olanak sağlanmıştır. Ne var ki temel kurala getirilen istisnalar bununla sınırlı kalmamış, üçüncü kişinin zararının tazmini probleminin çözümü adına yeni teoriler ortaya atılmıştır. Edime yakınlığı sebebiyle zarar gören üçüncü kişilerin, taraf olmadıkları sözleşmeye dayanarak talepte bulunabileceklerini öngören üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşme, borç ilişkilerinin nispiliği ilkesine getirdiği istisna ile bu durumun önemli örneklerinden birini oluşturmaktadır. Ancak üçüncü kişinin zarar gördüğü her durumda, üçüncü kişi yararına sözleşmeyi, üçüncü kişiyi koruyucu etkili sözleşmeyi veya kanunda yer alan bir hükmü uygulamak mümkün değildir. Nitekim sözleşmenin mevcut olduğu hâllerde sözleşmeye taraf olan kişide, haksız fiilde ise, fiilin yöneldiği kişide ortaya çıkması gereken zararın, özel durumlar sebebiyle, bu kişiyle hukuki veya fiili bağlantısı olan üçüncü bir kişide meydana geldiği durumlarda, genellikle bahse konu kurumlar uygulanamayacağı gibi yasal düzenlemelerden de faydalanılamaz. Zarar ile talep hakkının birbirinden ayrıldığı bu gibi hâllerde, talep hakkına sahip olan kişi zarar görmezken, zarar gören kişi ise borç ilişkisine taraf olmadığı için talep hakkına sahip değildir. İşte bu noktada, davranışlarıyla zarara sebep olan kişinin haksız bir şekilde sorumluluktan kurtulmasını engellemek adına, dar anlamda üçüncü kişinin zararının tazmini kurumu geliştirilmiş, alacaklının menfaati dogmasına bir istisna getirilerek borç ilişkisine taraf olan kişinin, üçüncü kişinin zararlarının tazminini talep edebileceği vurgulanmıştır. Bu çalışmada ise, söz konusu hâllerde örtülü bir boşluğun bulunduğu kabul edilmiş, alacaklının menfaati dogması teleolojik redüksiyon yoluyla sınırlandırılarak, dar anlamda üçüncü kişinin zararının tazmini kurumu uygulanmıştır. Anahtar kelimeler: Borç ilişkilerinin nispiliği, alacaklının menfaati dogması, üçüncü kişinin zararı, zararın kayması, örtülü boşluk.