Muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali davası


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ÖMÜR ÖZER

Danışman: Hakan Albayrak

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Muvazaa, tarafların hakikatte istemedikleri bir anlaşmayı başkalarını aldatmak kastıyla yapmalarıdır. Taraflar gerçek iradelerine uymayan görünürdeki bir sözleşme için bilerek ve isteyerek anlaşıp beyan ve iradeleri arasında bilinçli bir uyumsuzluk yaratmaktadırlar. Tasarrufun iptali davası ise İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen ve borçlunun haczine ya da iflasına karar verilmesinden evvel yaptığı tasarruflar neticesinde malvarlığının aktifinde yapmış olduğu değişiklik işlemlerini hükümsüz kılarak alacaklının alacağına kavuşmasını sağlamak amacıyla alacaklı tarafından yöneltilebilen bir dava türüdür. Bu davaların yargı kararları ışığında gelişmesi ve davalarda delil serbestisinin uygulanması nedeniyle her olay kendine has özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Muvazaalı işlemlerin birçok alanda giderek artmasından ötürü söz konusu işlemlerden kaynaklanan muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali davaları hem öğretide hem yargı kararlarında geniş bir yer kaplamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nda tanımlanmış muvazaa ile İcra ve İflas Kanunu konusu olan tasarrufun iptali davalarının bu şekilde birleşmesiyle ortaya çıkan muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali davaları nevi şahsına münhasır bir nitelik arz etmektedir. Özellikle söz konusu davanın mevzuatta tanımlanmış olmaması ve uygulamada bu tür bir davaya yüksek derecede ihtiyaç duyulması konunun değerini artırmaya vesile olmaktadır. Bu dava türü uygulamada sıkça karşımıza çıktığından dolayı yargı kararlarına ve doktrindeki tartışmalara sıklıkla konu olmaktadır. Davanın Yargıtay kararlarıyla ortaya çıkması ve şekil alması ile uygulamanın yine Yargıtay kararlarıyla ilerlemesi bu konuyu sürekli güncel tutmaktadır. Tüm bu sebeplerle konunun uzun zamandan beri hukukumuzda olmasına rağmen bu davalara ilişkin sorunların her zaman mevcut olması ve çözümlerin somut olaylara göre şekillenmesi, bu konuda bir çalışma yapmamızın esaslı gerekçesidir.