Etik Açıdan Gebeliğin İkinci Trimestr ve Sonrasında Sonlandırılması Kararı: Doğum ve Çocuk Hekimlerinin Tutumlarına İlişkin Bir Araştırma ile Birlikte


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Çukurova Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Tıp Tarihi ve Etik, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Selda Okuyaz

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): FUNDA GÜLAY KADIOĞLU

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

İkinci trimestr ve sonrasında gebeliğin sonlandırılması kararı çatışan değerler arasında seçim yapmayı gerektiren zor bir süreçtir. Perinatoloji alanında çalışan hekimler, prenatal tanı yöntemlerinin sonuçları doğrultusunda fetusta var olan ya da olma olasılığı bulunan herhangi bir anomali nedeniyle veya gebenin yaşamını veya yaşam kalitesini tehdit edici durum varlığında gebeliğin sonlandırılmasına karar verme sürecinde, çeşitli etik sorunlar/ikilemler/çatışmalarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, kapsamında yer alan araştırma ile, ikinci trimestr ve sonrasında gebeliği sonlandırılmasına ilişkin karar verme sürecinde doğum ve çocuk hekimlerinin tutum ve yaklaşımlarını belirleyip tıp etiği açısından değerlendirmektir. Araştırma Mersin'de çalışan 55 doğum ve 55 çocuk hekimi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara uygulanan veri toplama formu sırasıyla "mesleki kimlik bilgileri", "gebeliğin sonlandırılmasına dair etik sorunlar" ve "gebeliğin sonlandırılması kararında referans oluşturma" ve "vakalar" bölümlerinden oluşmaktadır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi Ki Kare testi, Spearman Rank korelasyon analizi kullanılarak yapılmış; istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05'in altı olarak alınmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre, gebeliğin takibinde birlikte çalışan doğum ve çocuk hekimleri, gebenin/ailenin özerkliğine önem vermekte ve prenatal tanı yöntemlerini güvenilir bulmaktadır. Her iki disipline ait katılımcıların büyük çoğunluğu multidisipliner yaklaşımın uygunluğu yönünde görüş bildirmiştir. Bu bağlamda tek uzmanlık alanın karar vermesi yaklaşımından yavaş yavaş uzaklaşılarak sorumluluğun paylaşılması yoluna gidildiği, böylece daha güvenilir, daha doğru kararların verilebileceği söylenebilir.