İbn Rüşd'de Heyulânî Aklın Birliği ve 13. Yüzyıl Latin İbn Rüşdcülüğü Çerçevesinde Bir Yanlış Anlamanın Düzeltilmesi


DÖNMEZ S.

DİYANET İLMİ DERGİ, cilt.48, ss.169-194, 2012 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 48 Konu: 3
  • Basım Tarihi: 2012
  • Dergi Adı: DİYANET İLMİ DERGİ
  • Sayfa Sayıları: ss.169-194

Özet

13. yüzyıl, Latin İbn Rüşdcülüğünü doğru anlamada özel bir önemi haizdir. Zira söz konusu dönemin özel durumu gözden kaçırılırsa, gerçeği yansıtmayan anlayışların yolu çok çabuk açılır. Öncelikle bilinmesi gereken, 13. yüzyılda tasvip edilen ya da edilmeyen bir dizi görüşün dikkatli bir incelemeye tabi tutulmadan İbn Rüşd’e atfedildiğidir. Heyulanî aklın birliği de bu tarz bir fikir olarak düşünce tarihinde yerini alır.

İbn Rüşd’te heyulanî akıl, Aristoteles’in potansiyel aklını karşılayan bir kavramdır. Nefsin bir gücü olan aklın bir yönüdür.

Thomas Aquinas, İbn Rüşd’ün heyulanî aklının Aristoteles’te rastlanmayan bir akıl olduğunu iddia eder. Ayrıca ona göre İbn Rüşd ve takipçileri bu aklın bütün insanlarda ortak olduğunu savunmaktadır. Thomas, bu iddiasıyla aslında kadim bir felsefî sorun olan aklın birliğinin değil, ilk defa Endülüs’te İbn Bacce tarafından tartışılan ve reddedilen akılların birliğinin İbn Rüşd’ten gelen bir yanılma olduğunu kabul etmektedir.

Oysa iddia, Thomas’ın yansıttığı gibi görünmemektedir. Çünkü İbn Rüşd, Thomas’ın da benimsediği üzere, ontik anlamda tek tek akılların birliğini değil, ontolojik bir temele sahip olmakla birlikte epistemik bir tezahüre sahip olan aklın birliğini savunur.

Akılların birliği tezi, 13. yüzyıl Latin Ortaçağ’da İbn Rüşd’e atfedilen temelsiz bir görüş, Thomas’la yaygınlaşan yanlış bir yorumdur. Çalışmada pek çok araştırıcının gözden kaçırdığı bu yanlış anlama ilk kaynaklara dayanılarak düzeltilmektedir.

Anahtar Kavramlar: İbn Rüşd, aklın birliği, Thomas Aquinas, heyulanî akıl, İbn Rüşdcülük

Abstract: The Unity of Material Intellect in Ibn Rushd: To Correct a Misunderstanding within the Frame of Thierteenth Century Latin Averroism

13th century has a specific importance to correctly understand Latin Averroism. If we overlook the century’s specific circumstance, it may lead up directly to the understandings unreflecting the truth.  

The first thing we need to know here is that a series of opinions in the 13th century, whether it is approved or not, has attributed to Ibn Rushd without analyzing carefully. Thus, ‘the unity of material intellect’ took the place as that kind of idea in the history of thought.  

The material intellect in Ibn Rushd is a term corresponding to the passive or potential intellect (nous pathetikos) of Aristotle. In fact, it is an aspect of human intellect.    

Thomas Aquinas claimed that Ibn Rushd’s material intellect was a kind of intellect of which Aristotle didn’t make mention. In additon, for him, Ibn Rushd and his followers asserted the claim that this kind of intellect was common in all mankind. In his claim, Thomas accepted that the theory of “unity of intellects” discussed and rejected by Ibn Bacca for the first time in Andalus, not the “unity of intellect” being actually an ancient philosophical problem, was an error coming from Ibn Rushd.

But the fact is more different from the claims Thomas put forward. Because Ibn Rushd argued for the unity of intellect in the epistemological meaning although it has an ontological basis, as Thomas agreed, not the unity of different individual intellects in the ontological meaning.

The theory of “unity of intellects” is an unfounded view attributed to Ibn rushd and a misinterpretation become widespread with Thomas in the 13th century. In this study, we attempt to correct that misunderstanting to primary works, a misunderstanding that many western researcher overlooked. 

Key terms: Ibn Rushd, the unity of intellect, Thomas Aquinas, material intellect, Averroism.