Kayıp Bir Bilincin Sinematografik Deneyimi-Kayıp Otoban Örneği


Creative Commons License

TÜRKGELDİ S. K.

Medya ve Kültürel Çalışmalar Dergisi, cilt.1, sa.1, ss.3-15, 2019 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Cilt numarası: 1 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2019
  • Dergi Adı: Medya ve Kültürel Çalışmalar Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.3-15

Özet

Sinema yüz yıllık kısa tarihi içerisinde birçok farklı disiplin tarafından ele alınmış ve tartışılmıştır. Bunlardan belki de en ilgi çekici olanı Deleuze etkisi ile temellenen ve daha sonra farklı kuramcılar tarafından biraz daha şekillenip vücut bulan flm ve düşünce ilişkisidir. Sinemanın düşünce olanaklarını esneten bir sanat olarak değerlendirilebileceği fkri artık flm çalışmaları açısından önemli bir araştırma ve tartışma alanının zeminini kurmaktadır. Bu zeminden yola çıkan düşünürlerin temel iddiası, sinemanın insan bilincinin sınırlarına tabi olmayan, kendine özgü bir düşünme biçimi olduğu yönünde şekillenmektedir. Sinematograf, mekanik bir araç olarak, görünenin hareketli bir temsilini yakalamak üzere ortaya çıkmış olan teknik bir buluştur. Ancak onun olanakları, düşüncenin sınırlarını esneten bir sanat formunu doğurmuştur. Bu çalışma, sinemanın bu özgün düşünme biçimlerini David Lynch’in Kayıp Otoban flmi üzerinden tartışmayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda önce sinemanın bir düşünme biçimi olarak nasıl ele alınabileceği üzerine tartışılmıştır. Daha sonra ise bu tartışmadaki fkirlerden yola çıkarak ele alınan flmin öğeleri, sinema ve düşünce ilişkisi bağlamında düşünülmüştür

Cinema has been researched and discussed by many different disciplines within its more or less hundred years old short history. Perhaps the most interesting of these is the relationship between flm and thought, which is based on the infuence of Deleuze and then reshaped and reformulated by different theorists. The idea that cinema can be considered as an art form that stretches the possibilities of thinking, has laid the groundwork for important research and discussions in the feld of flm work. The basic claim of the scholars who set out from this framework is that cinema in itself has a unique way of thinking, that is not subject to the limits of human consciousness. Cinematography, as a mechanical tool, is a technical discovery that has emerged to capture a moving representation of that which is in appearance. However, its possibilities gave birth to an art form that stretches the limits of thought. This paper aims to discuss these original ways of thinking through David Lynch’s Lost Highway flm. In this re-spect, at frst, it is important to discuss how cinema can be considered as a way of thinking