İslâm Felsefesinin Klâsik Çağında Özgürlükçü Bir Teori: Ebû'l-Berakât el-Bağdâdî'nin Kader Anlayışı


TUNAGÖZ T.

KUTADGUBİLİG: FELSEFE BİLİM ARAŞTIRMALARI DERGİSİ, ss.165-193, 2014 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Basım Tarihi: 2014
  • Dergi Adı: KUTADGUBİLİG: FELSEFE BİLİM ARAŞTIRMALARI DERGİSİ
  • Sayfa Sayıları: ss.165-193

Özet

Dinî bir kavram olarak kader, bilgi, irade ve güç sahibi Tanrı ile yine aynı sıfatlara sahip insanın boyutları müphem ilişkisine bir atıftır. Bir başka deyişle, insanın ne kadar muktedir olduğunun veya kendini ne kadar muktedir gördüğünün inançsal/düşünsel kökenidir. Ne var ki Tanrı ve insan, hem felsefenin hem dinin temel ilgi alanı olduğundan, insan özgürlüğü konusu sadece dinî sınırlar içerisinde kalmamış; hem dindarın hem düşünürün ilgisini çekmiştir. Kader, İslâm düşüncesi bağlamında, öncelikle kelâm ilminin bir problemi olmuştur. İslâm felsefesinde özel bir ilgi alanı olmayı ise bu konuda müstakil risaleler yazan İbn Sînâ’ya borçludur. Fakat felsefi anlamda hak ettiği ilgiyi ve kapsamlılığı, ancak Ebû’l-Berakât el-Bağdâdî’nin kaleminde bulabilmiştir. Makalemizde de bu bağımsız filozofunun kader anlayışı incelenecektir. Dinî ve felsefi literatürü uzun yıllar boyunca inceleyen Ebû’l-Berakât, nihai olarak, dayanakları dinî ve felsefi kaynaklarda yer alan özgün bir kader anlayışına ulaşmıştır.
Anahtar kelimeler: Ebû’l-Berakât el-Bağdâdî, Kader, Yunan Felsefesi, İslâm
Felsefesi, Kelâm.

Fate, as a religious concept, is a reference to nondimensional relation between God who has knowledge, will, and power and human who has the same attributes. In other words, it is a religious/intellectual origin of how capable human beings are or how capable they see themselves are. Because the primary field of interest both in philosophy and religion is God and human, the human freedom did not stay only within the religious limits. In fact, this problem attracted both believers’ and thinkers’ attention. Fate, in the context of Islamic thought, has primarily been a problem in Islamic theology (Kal?m). With regards to Islamic philosophy, the problem owes to Avicenna, who committed to paper distinct treatises about “al-qadar”, its being a special interest in that field. But the problem has been able to find the relevancy and comprehensiveness it deserves in Ab? al-Barak?t al-Baghd?d?’s writings. In this article, we will examine the conception of predestination of this independent philosopher. Having examined the religious and philosophical literature for many years, Ab? al-Barak?t, ultimately reached a completely authentic understanding of fate whose grounds are located in religious and philosophical sources.

Key words: Ab? al-Barak?t al-Baghd?d?, Fate, Greek Philosophy, Isl?mic Philosophy,

Kal?m