KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİKLARİNİN EKOSİSTEM VE GIDA GÜVENLİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ VE ALINMASI GEREKEN EKOLOJİK ÖNLEMLER


Creative Commons License

ORTAŞ İ.

23. Ulusal Biyoloji Kongresi, Gaziantep, Türkiye, 7 - 09 Eylül 2016, cilt.1, no.1, ss.26

  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Gaziantep
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayısı: ss.26

Özet

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİKLARİNİN EKOSİSTEM VE GIDA GÜVENLİĞİ ÜZERİNE ETKİLERİ VE ALINMASI GEREKEN EKOLOJİK ÖNLEMLER

İbrahim ORTAŞ

Ç.U. Ziraat Fakültesi, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme, iortas@cu.edu.tr Adana

 

İlk defa bu kadar çok insanın yaşadığı (7.5 milyar) dünyamızda, nüfusu 30 milyonu bulan mega kentler, yeni barınma alanları, ulaşım ağları, endüstrieyel gelişim alanları doğrudan doğa ve toprağın bozunmasına neden olmaktadır. Dünya’da artan nüfus artışının yani insan faktörünün toprak bozunumu üzerindeki olumsuz etkileri başta besin güvenliğinin oluşmasına neden olmaktadır. Ekositemin bozunumu tarım toprakalrının barınma, endüstriyel komleksler ve ulaşım ağı ve diğer yerleşim yeri talepleri aynı zamanda atmosfere salınan karbondiksit miktarınında artmasına neden olmuştur. Sanyileşmenin son halkası olan endüstriyel tarımın zorunlu oalrak yapıldığı yoğun üretim ayrıca atmosfere salınan sera gazları emsiyonu artırmıştır. Yaşamın temel ihtiyaçlarının karşılanması için günden güne endüstriyel faaliyetlerin artılması berberinde yoğun enerji gerkisnimi ve enerji ihtiyacı içinde yer altı hidro-karbon kaynaklı fosillerin yakılmasına yolçmasına neden olmaktadır. Yeraltı fosil yakıt kaynaklarının atmosfere saldığı karbondioksit (CO2) miktarının, sanayi devrimi 1750 öncesi atmosferdeki karbon dioksit (CO2) oranı 280 mg L-1 ve % 42.9 artış oranı ile 2015 yılı itibarı ile 400 mg L-1 (NOAA, 2015) ve son yıllarda atmosfere yayılma oranı ise yıllık 2.25? mg L-1 olduğu belirlendi. Bu durum doğal olarak atmosferde küresel ısınmaya buda beraberinde iklim değişimlerine neden olmaktadır.

Sera gazlarındaki bu artışa paralel olarak son 30 yılda Dünya ortalama sıcaklığı da 0.6 °C artış göstermiş ve böyle devam etmesi durumunda 2100 yıllarda sıcaklık artışının 2 °C daha artacağı beklenmektedir. Ayrıca, kuzey yarım küredeki buzulların erimesine ve deniz suyu seviyesinin yükselmeye devam edeceği (1961-2003 yılları arasında yıllık 1.8 mm arttığı) ve deniz suyu sıcaklığın arttığı (0.35 °C 1961-2003) tahmin edilmektedir (IPCC,2007).  Küresel ısınmanın bu hızla devam etmesi durumunda ekolojik sistemlerin bozulacağı, gida güvenliğinin yer yer riskli durma gelceği  ve insan yaşamının doğrudan etkileneceği kaçınılmaz olacaktır. Küresel ısınmaya ve iklim değişimlerine bağlı oalrak deniz sevyesinin yükselmesi berberinde yerleşim yerlerinin sular altında kalmasına ve geniş kitlesek göçlerin ve sosyal sorunların oluşmasına neden olacaktır.

Ayrıca, sera gazlarının %20’si kadarına neden olan yanlış tarım-toprak ve bitki yönetim modelleride atmosfere salınan gazların kaynağı olarak gösterilmektedir. Diğer taraftan atmosferde artan CO2 miktarının seviyesinin düşülmesinde teknolojik ve kültürel önlemler kadar tarımsal modellerinde yönetilmesi de önemsenmektir. Bitkilerin fotosentez mekanizması üzerinden karbonun tutulması ve tutulan karbonun topraktan depolanması yanından minimum toprak işleme, malçlama, münavebe ekim ve uygun örtü bitkileri kullanımı, ekoloik tarım yöntemleri ve doğanın kendi mekanizmaları ile yönetilmesi v.s gibi yöntemler ile atmosferdeki CO2 miktarı sınırlandırabilir, toprakta daha fazla organik karbon tutulabilir. Bu bağlamda karbon yaşam ilişkisi artık bir milli sorun olmanın ötesinde küresel düzeyde ele alınan bir insanlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya iklim zirveleri çoğunlula eneji ve atmosferdeki iklim değişimleri ile ilgenilmekte ancak tarım-toprak ekosisitem işikisi çok aza işlenmektedir. Bu bağlamda ekoloji iklim değişimi ve gıda güvenliği herzamankinden daha çok öneli bir konumda ve yoğun çalışmayı gerktirmektedir. Ekosistemin kendini yenileyebilmesi için ekolojik (tarım-toprak) prensiplerin uygulamaların sürdürülebilirliği günümüzde ekoloji biliminin iklim değişimleri il ilgili en sıcak konularını oluşturmaktadır. Türkiyenin bu konuda bir politikasının ve yol artiasının olması kaçınılmaz görülüyor.

Ne yapılabilir

  1. Tarım topraklarının organik kabonu düzenli oalrak iyileştirici önlemler alınmalıdır.
  2. Toprak organik karbon verimliliği artılmalı ve arazı kulanımı üzerindeki olmsuz değişimeler arazi bozunumu, aşırı kimyasal kullanımı ve işleme ektileri azaltılmalı.
  3. Toprak byoteknoloji tekleri kullanılarak topraktan atmosfere salınan sera gaları em,isyonu azaltılmalıdır.
  4. Gübre kaynakaları ve çeşitleri kullanım toprakta karbon bağlanmasına katkıda bulunacak şekilde düzenlenmelididir.