Material Paradoxes and priorities in:"Architectural Sustainability"


Creative Commons License

BAŞ D.

AZ ITU Journal of Faculty of Architecture, no.2, ss.44-61, 2008 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Basım Tarihi: 2008
  • Dergi Adı: AZ ITU Journal of Faculty of Architecture
  • Sayfa Sayıları: ss.44-61

Özet

Material paradoxes and priorities in: “Architectural sustainability*

Didem BAŞ YANARATEŞ

Çukurova University, Faculty of Fine Arts, Adana, TURKEY

Mimari sürdürülebilirlikte malzeme paradoksları ve öncelikleri Yükselen bir değer olarak çağımız modern mimari söylemlerinin başında gelen sürdürülebilirlik adına, bilimsel ve kültürel anlamda birçok araştırma, analiz, kuram çalışmaları yapıldı ve yapılmaya devam edilmekte. Bütün çalışmalar şüphesiz, mimaride söylem ve iyi niyet arayışlarına önemli katkılar sağlamaktadır. Ancak şu da yadsınamaz bir gerçektir ki tüm bu katkılara rağmen, gerçekleşen uygulamalarla yapılı çevremizde sürdürülebilirlik adına yaşanan bir gelişmeyi izlemek çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Hatta kimi zamanda yapılı çevremizi oluşturan mimari, neredeyse tamamen niyeti ile çelişen zıtlıkta olumsuzlukların yaşanmasına sebep olabilmektedir. Çalışmada, sürdürülebilir mimarideki niyet ve gerçekleşen uygulamalar arasında, malzeme yaklaşımlarından kaynaklanan aykırılıklara işaret edilmekte ve malzemenin, tasarım-uygulama birlikteliğini sağlamadaki rolü tanımlanmaktadır. ‘Malzeme için Tasarım’ başlığı ile belirlenen yaklaşımda teknolojinin, ‘Tasarım için Malzeme’ başlığı altında ise doğanın aşırı uçlarda mimariyi koşullandırması sonucunda yaşanan paradokslar tartışılmaktadır. Sürdürülebilirlik, ‘Var olan çevrenin süregelen yaşamına uyarlanabilen mimari’ olarak tanımlanmaktadır ve doğru işletim sürecinin, ‘Yer-İnsanZaman’ bileşenlerine bağlı olarak “Tasarımda Malzeme” yaklaşımını gerektirdiği görüşüne varılmaktadır. Material paradoxes and priorities in: “Architectural sustainability” 59 Malzemelerin, yapılarda yalnızca belirli bir süre için öngörülen sayısal performans verilerine dayandırılarak değerlendirilmeleri ve tasarım koşullarına uyarlanmamış ön-kabul biçim ve teknikler ile sorgulanmadanuygulanmaları sürdürülebilirlik anlayışı ile çelişen yaklaşımlar olarak tartışılmaktadır. Tasarımcıdan bağımsız olarak geliştirilen malzeme aileleri, belirli ürünlerle tanımlanamayacak sayıda malzeme çeşitliliğine sahiptir. Bu çeşitlilik, malzemelerin tasarımda sorgulanmasını gerektirmiş ve bu sorgulamada analitik bir sistematiğe ihtiyaç duyulmasına sebep olmuştur. Bu doğrultuda, endüstriyel ürün tasarımı uygulamalarında kullanılmak üzere, malzeme seçimi ile ilgili analitik sistematikler geliştiren çalışmalar bulunmaktadır. Öte yandan endüstriyel bir üründen farklı olarak, tüm malzeme ailelerinin bir arada kullanıldığı yapı ölçeğindeki tasarımda malzeme kararları ile ilgili sistematiklerin geliştirilmesi de zorunluluk olarak görülmektedir. “Pazar yaratabilecek ürün” beklentisine karşılık tasarım ürünü uygulaması “yaşam çevresi” yaratma gayesi ile mimari ölçeklerde değerlendirildiğinde, endüstriyel ürün tasarımı mantığına uygun geliştirilen sistematiklerle ele alınacak “sürdürülebilirlik” kavramının geçerli olamayacağı makalede vurgulamaktadır. Seri üretim mantığında yere bağlı kalmaksızın mümkün olan en geniş ölçekte pazar bulma tasarım hedefi haline gelebilirken, mimari tasarım bölgesel, kentsel ölçekten yapının konumlandırıldığı sit alanına doğru inerek mekâna odaklanan mümkün olan en küçük ölçeği hedeflemektedir. Böylece ürün ölçeğine bağlı olarak tasarımda mantık farklılığına dayanan “mimari sürdürülebilirlik”, “süregelen yaşama tüm ölçeklerde uyarlanabilen mimari” olarak yeniden tanımlanmaktadır. Konu “mimari sürdürülebilirlik” olunca, yapıda malzeme seçimi ile ilgili enerji verimliliğini esas alan sayısal performans verilerinin tek başına yeterli olmadığı görüşü benimsenmektedir. Benimsenen görüş çerçevesinde, mimari kurgulama mantığının dikkate alınmadığı malzeme kararlarında görülen performans değerlendirme yanılgıları, malzeme paradoksları olarak tartışılmaktadır. Malzemenin ister teknolojik ister doğal olsun işlevsiz olduğu, malzemeye işlev kazandıranın tasarım; tasarıma geçerlilik, varlık kazandıranın ise malzeme olduğu açıktır. Makalede benimsenen görüş, malzemenin tasarımın kendisi olarak söylem-uygulama birlikteliğini sağlayan detay tasarımında kurgulanmasıdır. Malzeme önceliklerinin sürdürülebilir detay tasarımında sorgulanması “tasarımda malzeme” yaklaşımının gereği olarak görülmektedir. Bu doğrultuda geliştirilmiş bir değerlendirme sistematiği önerisi, makalenin “Mimari Sürdürülebilirlikte Tanımlanan Malzeme Öncelikleri” başlığı kapsamında, son bölümünde yer almaktadır. Önerilen sistematik yöntem, Çukurova bölgesi, 1.Etap Adana – Osmaniye illeri sivil mimarlık örnekleri üzerinde yazarın yürütmekte olduğu “Bölge Odaklı Sürdürülebilir Mimari Detay Tasarımının Tanımlanmasında Malzeme Önceliklerinin Araştırılması” başlıklı bireysel araştırma projesi kapsamında geliştirilmiştir. Yürütülen projede, bulguların değerlendirilmesinin önerilen sistematik çerçevesinde yapılması ve böylece çalışmanın tüm aşamaları sonuçlandırıldığında bölge odaklı bir kodlamanın yapılabilmesi hedeflenmektedir. Makalede, geliştirilen sistematik çözümleme mantığı akış şemaları haline dönüştürülerek gösterilmektedir. Öneri, yapının “yer-insan-zaman” etmenlerine bağlı bölge odaklı koşullara uyarlanabilmesini mümkün kılan bir kurgulama sistematiği olarak açıklanmaktadır. 60 ITU A|Z 2008- 5 / 2 – D. Baş YanarateşMimari sürdürülebilirlikte malzeme önceliklerinin belirlenmesi: “yapının mimari uyarlanma süreçlerine olanak sağlayan detay çözümlemesine” ve bu çözümlemenin tüm yapılı çevre ölçeklerinde süregelen yaşama uyarlanmış mimari elemanlar olarak “sivil mimarlık örnekleri yapılar üzerinde değerlendirme yapılmasına” dayandırılmaktadır: Öncelikle bir yapının uyarlanma sürecinin, Charles J. Kibert, Jan Sendzimir, and G. Bradley Guy ‘ın “Defining an ecology of construction” başlıklı çalışmalarında yer alan, farklı yenilenme ivmelerine ile daha uzun ömürlüden kısa olana doğru (saha, taşıyıcı sistem, kabuk, servisler, mekan ve donatılar olarak) yapısal öğelerin düşey hiyerarşik sıralamasına bağlı olduğu, görüşünden hareket edilmektedir. Odum’un “emergy teorisi” ne göre, hızlı dönüştürülen kısa ömürlü yapısal öğelerin, daha yavaş dönüştürülen yapısal öğeler tarafından kontrollü, tüm yapının uyarlanabilme süreçlerini etkilemektedir. Mimari sürdürülebilirlikte malzeme paradokslarının yaşanmaması için, öngörülen “enerji” performans değerlendirilmesi yerine makalede, “emergy” kavramı çerçevesinde “yapının maksimum etkinlik sağlayan uyarlanabilme kapasitesine” bağlı performans değerlendirilmesi esas alınmaktadır. Böyle bir değerlendirmenin de birbirlerinden büyük farklılıklar gösteren ömür beklentileri ve dönüştürülme ivmelerine sahip yapısal öğelerin düşey hiyerarşisinin, optimum ömür ve dönüştürülme ivmesi ile eşitlenerek yatay bir hiyerarşiye getirilmesi ile sağlanabileceği görüşü ileri sürülmektedir. Yapıyı oluşturan tüm öğelerinin “yatay bir hiyerarşi ile uyarlanma süreçlerinde” eşitlenebilmesinin, aynı mantık sonucunda kurgulanan “oluşturulma -çözümlenme potansiyelleri” ile mümkün olduğu kanısına varılmaktadır: Buna göre tüm yapısal öğeler “sistemlerden, elemanlara ve bileşenlere” doğru “bağlanma, birleşme ve eklenme” temel işlev hiyerarşisi içinde “okunabilir bir detay kurgusuna” sahip olmalıdır. Yapı bütünlüğünün, indirgenemeyen en küçük bileşenine, oluşturulmasında - çözümlenmesinde mantık birliği sağlanması “sürdürülebilir detay tasarımını” tanımlamaktadır. Bu doğrultuda geliştirilen sistematik, sürdürülebilir detaylarda bir çözümleme- okuma yöntemi kodlamasıdır. Bu yöntemin kullanılarak sürdürülebilir detay tasarımında malzeme önceliklerini belirleyen tanımlamalar getirilmesi amaçlanmaktadır. İncelenecek olan mimarlık örneklerinin ait olduğu bölgeye göre farklılık gösteren malzeme öncelikleri; detayda malzemenin temel işlev tanımı ile belirlenen karakteristik davranış şekillerini ifade etmektedir. Sistematikle ileri sürülen “yapıdan başlayarak tüm yapılı çevre ölçeklerinde belirlenen hiyerarşi ve çözümleme mantığı”, öncelikle detay kurgusunda faydalanılankazanılmış yapısal özelliklerine göre “malzemenin sınıflandırılması” ve sonrasında detay kurgulamada kullanım şekli ile kazandırılmış “malzeme davranış tanımlanmalarının yapılması” aşamalarını izlemektedir. Böylece detayda malzeme sınıflandırılması ve davranış şekli tanımlamalarında ortak olanlarının, yapısal öğelerin tamamında okunabilmesi yapıda, yapıların tamamında okunabilmesi ise bölgede, malzeme önceliklerini belirleyenkarakteristik davranış modelini oluşturacaktır.

 

Material paradoxes and priorities in: “Architectural sustainability*

 

 

Didem BAŞ YANARATEŞ

Çukurova University, Faculty of Fine Arts, Adana, TURKEY

 

Received: December 2007                   Final Acceptance March 2008

 

Abstract

The sustainability is now becoming mainstream discourse of modern architecture and through either scientific and social approaches, many  analytic and theoretical studies meaning of it have been made and are going to be made. There is no doubt that these studies have considerable contributions on the architectural discourse and the intentions but it is also an undeniable fact that the environment we live is generally quite far from healing through any progress in sustainability. Moreover, the unpleasant conditions contradict to almost the whole of intention can be lived in the mean of architecture of our built environment.

 

The paper indicates the contradictions between the executions and the intention in architectural sustainability through the material approaches and the material role in the integration of discourse and practice in design is defined.  The paradoxes originated from the extreme architectural submitting are respectively discussed due to the technology refers under the title of ‘Design for Material’ and at the other side due to the so-called natural refers under the title of ‘Material for Design’. The sustainability is defined as ‘the architectural adaptation to pulsing life in the existing environment’ and it is advocated that the process of adaptation due to the architectural components as “place, human and time” requires an approach referring as ‘Material Design’. What is meant in this approach inspires the architecture where the material is also the design itself.        

 

In this respect, it is proposed that although the living conditions alter in time, concerning the material priorities in the detailing design can make the architecture to manage a stable balance and a harmonic integration between the intention of design and the practice of execution. The systematic procedure which is put forward in conclusion is based on the author’s latest studies and the research project with the title of “The Research on Material Priorities in Sustainable Architectural Detailing Localized on The Region”. The systematic procedure is being postulating in the paper under the title of “Material Priorities in “Architectural Sustainability”” has been developed in the extent of research project.

 

Keywords: Architecture, sustainability, architectural material, paradoxes, detailing design