RADİKAL PROSTATEKTOMİ UYGULANAN HASTALARDA PREOPERATİF PSMA-PET BULGULARI BİYOKİMYASAL NÜKSÜ ÖNGÖREBİLİR Mİ?


YILMAZ I. O., Evirgen M., Arıkan M. G., Akdogan N., Öğütlü A., guney i. b., ...Daha Fazla

İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi, cilt.30, sa.3, ss.225-232, 2026 (TRDizin)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 30 Sayı: 3
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.225-232
  • Çukurova Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Giriş: Bu çalışmada, radikal prostatektomi (RP) uygulanan hastalarda preoperatif prostata özgü membran antijeni pozitron emisyon tomografisi/bilgisayarlı tomografi (PSMA-PET/BT) bulgularının, yerle şik klinik ve patolojik parametrelerle birlikte biyokimyasal nüks (BKN) ile ilişkisini değerlendirmek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çal ışmada, üçüncü basamak bir merkezde Ocak 2011 ile Aralık 2025 tarihleri arasında RP uygulanan hastalara ait prospektif olarak tutulan veri tabanı analiz edildi. Toplam 203 hastanın 107’sinde preoperatif PSMA-PET/BT görüntülemesi mevcuttu. Radyoterapi öyküsü bulunan, hormonal tedavi alan, eksik klinik veya pa tolojik verileri bulunan ya da takip süresi 6 aydan kısa olan hastalar dışlandıktan sonra 69 hasta çalışmaya dahil edildi. Biyokimyasal nüks, postoperatif prostat spesifik ant ijen (PSA) düzeyinin ≥0,2 ng/mL olması olarak tanımlandı. Hastalar biyokimyasal nüks varl ığına göre gruplandırıldı. Demografik, klinik, patolojik, multiparametrik ma nyetik rezonans görüntüleme (mpMRG) ve PSMA-PET değişkenleri; lenf nodu tutulumu, tutulum odağı sayısı ve SUVmaks değerleri açısından karşılaştırıldı. Bulgular: Takip süresince 15 hastada (%21,7) biyokimyasal nüks gelişti. Başlangıç PSA düzeyi, biyokimyasal nüks gelişen grupta gelişmeyen gruba göre anlamlı olarak daha yüksekti (13,3 ± 9,4 ng/mL’ye kar şı 7,7 ± 4,6 ng/mL; p=0,039). İlk postoperatif PSA düzeyi de nüks gelişen hastalarda anlamlı olarak daha yüksekti (0,1 ng/mL’ye kar şı 0,01 ng/mL; p=0,002). D’Amico risk s ınıflamasına göre yüksek risk grubunda biyokimyasal nüks daha sık görüldü (p=0,024). Patolojik lenf nodu pozitifliği biyokimyasal nüks ile anlamlı ilişkiliydi (N1: %33,3’e karşı %3,7; p=0,002). Buna kar şın, preoperatif PSMA-PET parametreleri ol an lenf nodu tutulumu (%26,7’ye karşı %22,2; p=0,736), tutulum odağı sayısı (p=0,459) ve intraprostatik SUVmaks değeri (8,4’e karşı 6,8; p=0,123) biyokimyasal nüks ile anlamlı ilişki göstermedi. Sonuç: RP sonrası biyokimyasal nüksün, başlıca başlangıç PSA düzeyi, risk sınıflaması, erken postoperatif PSA düzeyi ve patolojik lenf nodu durumu gibi klasik klinik ve patolojik faktörler taraf ından belirlendiği görülmektedir. Preoperatif PSMA-PET/BT evreleme ve cerrahi planlama açısından yüksek de ğer ta şımaya devam etmekle birlikte, bu kohortta bireysel yar ı kantitatif PET parametrelerinin biyokimyasal nüksü öngörmedeki prognostik değeri s ınırlı bulunmuştur. Bu bulguların doğrulanabilmesi için standartlaştırılmış görüntüleme protokolleri kullanılan daha geniş çok merkezli çalışmalara ihtiyaç vardır.
Introduction: To evaluate whether preoperative prostate-specific membrane antigen positron emission tomography/computed tomography (PSMA-PET/CT) findings are associated with biochemical recurrence (BCR) after radical prostatectomy (RP), together with established clinical and pathological parameters. Materials and Methods: This retrospective study analyzed a prospectively maintained database of patients who underwent RP between January 2011 and December 2025 at a tertiary referral center. Among 203 patients, 107 had preoperative PSMA-PET/CT imaging available. After exclusion of patients with prior radiotherapy, hormonal therapy, missing data, or follow-up <6 months, 69 patients were included. BCR was defined as a postoperative prostate-specific antigen (PSA) level of ≥0.2 ng/mL. Patients were stratified according to the presence or absence of BCR. Demographic, clinical, pathological, multiparametric magnetic resonance imaging (mpMRI), and PSMA- PET variables including nodal uptake, number of uptake foci, and SUVmax were compared. Results: During follow-up, BCR dev eloped in 15 patient s (21.7%). Baseline PSA was significantly higher in the BCR-positive group than in the BCR-negative group (13.3 ± 9.4 vs. 7.7 ± 4.6 ng/mL; p=0.039). First postoperative PSA was also significantly higher in patients who developed recurrence (0.1 vs. 0.01 ng/mL; p=0.002). According to D’Amico risk stratifica tion, recurrence occurred more frequently in the high-risk group (p=0.024). Pathological nodal positivity was significantly associated with BCR (N1: 33.3% vs. 3.7%; p=0.002). In contrast, preoperative PSMA-PET parameters including nodal uptake (26.7% vs. 22.2%; p=0.736), number of uptake foci (p=0.459), and intraprostatic SUVmax (8.4 vs. 6.8; p=0.123) were not significantly associated with recurrence. Conclusion: Postoperative recurrence after RP appears to be driven predominantly by classical clinical and pathological factors such as baseline PSA, risk classification, early postoperative PSA, and pathological nodal status. Although preoperative PSMA-PET/CT remains highly valuable for staging and surgical planning, individual semiquantitative PET parameters demonstrated limited prognostic value for predicting BCR in this cohort. Larger multicenter studies using standardized imaging protocols are warranted.