EMPATI ASKIDA: JONATHAN GLAZER’IN THE ZONE OF INTEREST’INDE İÇKIN YABANCILAŞMA
sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi, cilt.17, sa.1, ss.69-93, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 17 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.32001/sinecine.1773447
- Dergi Adı: sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: EBSCO Legal Collection, FIAF International Index to Film Periodicals (FIAF) [ProQuest], TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.69-93
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Çukurova Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makale, Jonathan Glazer’ın The Zone of Interest (2023) filmini, sinema kuramındaki geleneksel empati-yabancılaştırma ikiliğinin ötesine yerleşen özgün bir seyir deneyimi olarak ele almaktadır. Çalışmada, Brecht’in didaktik yabancılaştırma etkisinin aksine, filmin anlatısal ve estetik dokusundan türeyen ve burada “içkin yabancılaşma” olarak kavramsallaştırılan bir etkinin üretildiği savunulmaktadır. Bu argümanı çözümlemek için nitel metin analizi yöntemi benimsenmiş ve iki aşamalı bir kuramsal çerçeve kurulmuştur. İlk aşamada yapılan fenomenolojik çözümleme, filmin bu deneyimi iki temel estetik strateji aracılığıyla kurduğunu göstermektedir: Gözetim estetiği yaratan “makine bakışı” ve kampın dehşetini görünmez kılıp işitsel düzeyde duyulur hâle getiren “akusmatik cehennem”. İkinci aşamada yürütülen hermenötik tartışma ise Jean-Luc Nancy, Susan Sontag, Jean-François Lyotard ve Hannah Arendt gibi düşünürlerin kuramsal yaklaşımları ışığında bu deneyimin etik ve felsefi boyutlarını yorumlamaktadır. Analiz, temsilin sınırlarını zorlayan filmin ahlaki yargı sorumluluğunu perdeden izleyicinin vicdanına doğru kaydırdığını ortaya koymaktadır
This article analyzes Jonathan Glazer’s The Zone of Interest (2023) as an original spectatorship experience that moves beyond the traditional dichotomy of empathy and alienation in film theory. It argues that, unlike Brecht’s didactic alienation, Glazer’s film produces what is referred to here as “immanent alienation,” an effect which emerges from the narrative’s own aesthetic texture. The article employs qualitative textual analysis within a two-stage theoretical framework. The first stage, a phenomenological deconstruction, examines how the film constructs the experience of alienation through two main aesthetic strategies: the “machinic gaze,” which generates a surveillant visual regime; and “acousmatic hell,” which renders the horror of the film’s setting invisible yet continuously audible. The second stage, a hermeneutic discussion, interprets the ethical and philosophical implications of this experience through the frameworks of Jean-Luc Nancy, Susan Sontag, Jean-François Lyotard, and Hannah Arendt. The study demonstrates how the film, by pressing against the limits of representation, shifts the responsibility for moral judgment from the screen to the spectator’s own conscience.