Toplumlarda
tarımın çevre üzerindeki olumsuz etkisine ilişkin farkındalık kısmen yakın
zamanda oluşmaya başlamış olsa da, tarımdaki enerji konusu muhtemelen ilk kez
19. yüzyılda bilimsel olarak ele alınmıştır. Ancak, tarımdaki enerji konuları
genel olarak 1970’lere kadar bilimsel analiz alanının dışında kalmıştır. Enerji
krizi ekonominin çeşitli sektörlerinin enerji verimliliğinin dikkate alınmasını
sağlamıştır. İklim
değişikliğinin etkileri daha da keskinleştikçe, karbondan arındırma kapsamını
genişletme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Tarım sektörünün karbondan
arındırılmasının kaçınılmaz olduğu konusunda giderek artan bir fikir birliği
vardır. Bu süreç çeşitli şekillerde gerçekleştirilebilir. Hayvancılık işletmelerinde
üretilen hayvan atıklarının hem çevresel hem de ekonomik yönleri dikkate
alınarak yönetilmesi gerekir. Diğer taraftan hayvancılıktan kaynaklanan günlük
emisyonları azaltma ihtiyacı başka bir sorundur. Bu sorun, sindirimi daha kolay
olan işlevsel yem üreterek giderilebilir. Bu uygulama, çevreye günlük sera gazı
(GHG) salımını azaltırken, aynı zamanda israf edilen yem miktarını da
azaltacaktır.
Hayvansal üretim için kullanılan
enerji, hem doğrudan hem de dolaylı kaynaklardan karşılanır. Bu amaçla, çiftlik
kapısına kadar kullanılan tüm enerji dikkate alınır. Doğrudan enerji kullanımı,
çiftlikte gerçekleşen hayvansal üretimde tüketilen tüm enerjiyi belirtir.
Doğrudan enerji tüketimi, çiftlik içi tüm uygulamalar ve makine kullanımı, ürün
işleme ve besleme, sağım süreçleri (sağım ve süt soğutma), gübre yönetimi ve
hayvan barınağının iklimlendirilmesi (aydınlatma, ısıtma, soğutma, nem alma ve
havalandırma) için kullanılan enerjiden oluşur. Dolaylı enerji kullanımı,
hayvansal üretimle ilişkili ancak çiftlikten önce tüketilen enerjiyi belirtir.
Dolaylı enerji tüketimi, gübre, pestisit üretimi ve hayvan yemi üretiminde
kullanılan enerjileri kapsar. Yem hammaddeleri de dahil olmak üzere hayvan yemi
üretmek için kullanılan tüm enerjiyi içerir. Uygulamada, hemen hemen tüm
çalışmalarda hayvan yemi hakkında dolaylı enerji kaynağı olarak veri
bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda, tarımsal binaların, ekipmanların ve
makinelerin üretimiyle ilişkili enerji kullanımı dahil edilmemiştir. Bu
yaklaşım, birçok çalışma bu verileri enerji kullanım verilerine dahil etmediği
için seçilmiştir. Ek olarak, bu tarımsal altyapının doğru bir şekilde
ölçülmesiyle ilgili önemli sorunlar vardır. Çünkü bu durum tarımsal altyapının
kullanımıyla ilişkili uzun zaman çerçevesi nedeniyle, genellikle endüstri gibi
diğer sektörler ile ilişkilidir.
Hayvancılık sistemlerindeki enerji
kullanımında verimliliğin artırılması, ileriki yıllarda sürdürülebilirlik
hedeflerine ulaşmak için müdahaleler geliştirme konusunda yardımcı olacaktır.
Yaşam döngüsü değerlendirmelerinden elde edilen sonuçlar, enerji kullanımının
yem, barınma ve gübre yönetiminde yoğunlaştığını göstermektedir. Çoğu sistemde
hayvan yemi en önemli enerji kullanım kategorisidir. Hayvansal üretimde enerji
kullanımı fosil yakıtlara bağlıdır. Bu nedenle yenilenebilir enerji
kaynaklarına geçilmesi ve enerji verimliliğinin artırılması gerekmektedir. Çevresel açıdan bakıldığında, süt
hayvanlarının sayısındaki artış ve buna bağlı olarak süt üretimindeki artış,
süt çiftliklerinde enerji tüketimi ve ilgili GHG emisyonları ile ilgili önemli
zorluklarla karşı karşıyadır. Süt
üretim sürecinin enerji yoğunluğunun izlenmesi ve etkin bir şekilde
azaltılması, önemli çevresel faydalar sağlayabilir.
Yirmi sekiz bölümden oluşan bu kitapta; hayvansal
üretimde enerji yönetimi ve enerji verimliliğine ilişkin bilgiler derlenmiştir
ve temel özellikler incelenmiştir. Çalışmanın konu ile ilgilenenlere yardımcı
olmasını dilerim.