AŞK-I MEMNU ROMANINDA BAKIŞ, ARZU, BEDEN VE MEKÂNIN GÖRSEL TEMSİLİ
Çukurova Araştırmaları, cilt.12, sa.2, ss.66-76, 2026 (Hakemli Dergi)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 12 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.29228/cukar.94483
- Dergi Adı: Çukurova Araştırmaları
- Derginin Tarandığı İndeksler: Sobiad Atıf Dizini
- Sayfa Sayıları: ss.66-76
- Çukurova Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makalede Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu romanında bakış, arzu, beden, mekân ve görsel temsil
ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada roman, yalnızca yasak aşk olay örgüsüyle sınırlanmamış; arzunun bakışlar,
bedensel jestler, aynalar, kıyafetler, odalar, koridorlar ve anlatıcının odaklanma biçimleri aracılığıyla nasıl
görünür kılındığı değerlendirilmiştir. Kuramsal çerçevede Freud’un bakma hazzı, Lacan’ın bakış kavrayışı,
Berger’in görme biçimleri, Mulvey’in görsel haz tartışması, Girard’ın üçgen arzu yaklaşımı ve Foucault’nun
gözetim kavramı işlevsel bir biçimde kullanılmıştır. Bulgular, romanda Bihter’in bedeninin arzunun temel
görsel yüzeyi hâline getirildiğini, Behlül’ün bakışının arzuyu kışkırtan fakat sorumluluğu üstlenmeyen bir
hareket alanı oluşturduğunu ve Nihal’in bakışının sezgisel tanıklık işlevi kazandığını göstermiştir. Yalı, oda,
sofa, koridor ve pencere gibi mekânların arzuyu saklayan, çoğaltan ve sonunda ifşa eden görsel düzenekler
olarak kullanıldığı belirlenmiştir. Genel olarak Aşk-ı Memnu’da bakışın, yalnızca karakterler arasındaki
duygusal ve tensel çekimi görünür kılan bir unsur olmadığı; aynı zamanda bedeni anlamlandıran, mekânı
dramatikleştiren ve arzunun yönünü belirleyen temel anlatı araçlarından biri olduğu ortaya konulmuştur.
Roman boyunca bakış, Bihter’in bedenini arzunun merkezine yerleştirirken, Behlül’ün kararsız ve
sorumluluktan kaçan tutumunu da görünür kılmıştır. Nihal’in sezgisel bakışı ise gizlenen ilişkinin açığa
çıkmasında tanıklık işlevi üstlenmiştir. Bu çerçevede yalı, oda, koridor ve pencere gibi mekânlar, arzunun
saklandığı, çoğaldığı ve sonunda ifşa edildiği görsel alanlara dönüşmüştür. Dolayısıyla romanda bakış, arzu
ve mekân ilişkisi, trajik sonu hazırlayan estetik ve anlatısal düzenin temel bileşenlerinden biri hâline
gelmiştir