Kaldor Yasası Çerçevesinde Türkiyede Sanayi Sektörü Ve İktisadi Büyüme İlişkisinin Sınanması


ARISOY İ.

Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi, cilt.8, ss.263-290, 2013 (Hakemli Üniversite Dergisi)

  • Cilt numarası: 8 Konu: 1
  • Basım Tarihi: 2013
  • Dergi Adı: Osmangazi Üniversitesi İİBF Dergisi
  • Sayfa Sayıları: ss.263-290

Özet

Bu çalışmanın amacı Kaldor Yasasını tanıtarak bu yasanın Türkiye ekonomisi için ampirik geçerliliğini 1963-2005 dönemine ilişkin verilerle daha önceki çalışmalardan farklı olarak güncel eşbütünleşme ve nedensellik yöntemlerle sınamaktır. Kaldorun birinci yasası imalat sanayinin ekonomik büyümenin motoru olduğunu belirtirken; Verdoorn yasası olarakta bilinen ikinci yasası sanayi sektöründeki işgücü verimliliği ile üretim miktarı arasında pozitif bir ilişki olduğunu ima etmektedir. Kaldor’un üçüncü yasası, sanayi sektöründe işgücü verimliliği ile üretim miktarı arasında pozitif, ancak sanayi sektörü dışındaki diğer sektörlerde işgücü verimliliği ile üretim miktarı ve istihdam hacmi arasında negatif bir ilişki olduğunu varsaymaktadır. Analiz sonuçları kısmen de olsa Kaldor Yasasını destekleyici bulgular sunmaktadır.
This study, unlike the previous studies dealing with Kaldor’s engine of economic growth hypotheses, provides an outline of Kaldor's growth model and tests its relevance to the economic experience of Turkey during the period 1963-2005 by using recent cointegration and causality tests. Kaldor's first law states that manufacturing is the engine of economic growth, whereas the second proposition, also known as Verdoorn's law, asserts that there is a strong positive casual relationship between manufacturing productivity growth and output growth, due to static and dynamic increasing returns to scale. Kaldor's third law purports that overall growth is positively correlated to employment growth in manufacturing output, and negatively correlated to employment in non-manufacturing sectors. The empirical results, regardless of the specification and estimation techniques employed, suggest that the models can partly explain the developments in the economy to a certain degree.