International Congress on Global Practise of Multidisciplinary Scientific Studies-XII, Habana, Küba, 24 - 31 Ocak 2026, ss.1-8, (Tam Metin Bildiri)
Biyokütle enerji tesisleri, yenilenebilir enerji
üretiminde giderek artan bir öneme sahip olup fosil yakıtlara bağımlılığın
azaltılması, atık yönetiminin iyileştirilmesi ve karbon emisyonlarının
düşürülmesi açısından stratejik bir rol üstlenmektedir. Ancak biyokütlenin
yüksek sıcaklıklarda yakılmasıyla oluşan kül fraksiyonları, sahip oldukları
kimyasal bileşim ve çevresel etkileşim mekanizmaları nedeniyle dikkatle
yönetilmesi gereken atık grupları arasında yer almaktadır. Bu küller; ağır
metal birikimi, partikül madde oluşumu ve metal iyonlarının su ve toprak
ortamlarına taşınımı gibi süreçler aracılığıyla çevre ve insan sağlığı üzerinde
çeşitli riskler oluşturabilmektedir. Öte yandan, metal türlerinin kül fazında
yoğunlaşması, biyokütle küllerini yalnızca potansiyel bir çevresel tehdit
olmaktan çıkararak ekonomik değere sahip ikincil bir kaynak hâline
getirmektedir. Bu çalışmada, biyokütle küllerindeki ağır metal birikimi ve bu
metallerin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik arıtma yaklaşımları ele
alınmıştır. Elde edilen bulgular, uygun proseslerin uygulanmasıyla biyokütle
külünün çevresel yükünün azaltılabileceğini ve sürdürülebilir madencilik ile
döngüsel ekonomi yaklaşımlarına önemli katkılar sunabileceğini göstermektedir.