Kastabala Antik Kenti (Osmaniye) Mimarisinde Kullanılan Yapı Taşlarının Petrografik Özellikleri ve Jeoarkeolojik Değerlendirmesi
Uluslararası Katılımlı 78. Türkiye Jeoloji Kurultayı, Ankara, Türkiye, 13 - 17 Nisan 2026, sa.160, ss.332, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.332
- Çukurova Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Kültürel jeoloji, jeolojik ortam ile insan toplulukları arasındaki uzun süreli ve çok yönlü etkileşimi, yalnızca fiziksel yerleşim izleri üzerinden değil; üretim biçimleri, mimari karakter, inanç sistemleri, ekonomik ilişkiler ve sözlü kültür gibi maddi ve maddi olmayan bileşenler aracılığıyla ele alan disiplinler arası bir yaklaşımdır. Bu perspektif, jeolojiyi pasif bir zemin olarak değil, kültürel süreçleri yönlendiren, sınırlayan ve biçimlendiren etkin bir unsur olarak değerlendirmektedir. Doğu Anadolu bölgesinin batısında yer alan Malatya, sahip olduğu karmaşık tektonik yapı, geniş litolojik çeşitlilik, flüvyal ve karstik sistemler ile kültürel jeoloji yaklaşımının uygulanabileceği yüksek temsil gücüne sahip bir alan sunmaktadır. Malatya genelinde gözlenen kültürel çeşitlilik, yalnızca tarihsel ve siyasal süreçlerin değil, aynı zamanda jeolojik konumunun doğrudan ve dolaylı etkilerinin bir sonucudur. Çalışmada, Malatya genelindeki jeolojik ve jeomorfolojik özelliklerin kültürel üretim üzerindeki belirleyici rolü, tüm ilçeler bazında ve bütüncül bir perspektifle ele alınmıştır. Doğanşehir ilçesinde aktif fay zonları, yerleşim sürekliliği, deprem hafızası ve fay kontrollü su kaynakları üzerinden okunmakta; sismotektonik koşulların hem yerleşim kararlarını hem de mekânsal bellek oluşumunu belirlediği görülmektedir. Yazıhan ilçesinde Neojen yaşlı çökeller içerisinde gelişmiş kanyon sistemleri, höyükler ve kaya mezarları ile birlikte ele alındığında, flüvyal süreçlerin belirgin bir jeoarkeolojik bağlam yarattığı anlaşılmaktadır. Darende’de karstik kalkerler ve güçlü kaynak çıkışları, inanç mekânlarının konumlanmasını doğrudan belirlemiş; suyun sürekliliği ile kutsallık algısı arasında güçlü bir mekânsal ve kültürel ilişki kurulmuştur. Arapgir’de metamorfik ve magmatik kayaçların denetlediği sarp topografya, yamaç yerleşimlerini ve taş mimarinin gelişimini zorunlu kılmış; yerel mimari doğrudan litolojik özelliklerle uyumlu bir karakter kazanmıştır. Arguvan’da killi ve marnlı Neojen havza koşulları, tarımsal üretim sınırları ve sosyoekonomik yapı üzerinde dolaylı etkiler üretmiş; bu durum sözlü kültürde, özellikle türkü geleneğinde belirgin izler bırakmıştır. Pütürge ve Doğanyol ilçeleri, Pütürge Masifi’nin metamorfik karakteri ve sarp topografyanın oluşturduğu mekânsal izolasyon üzerinden değerlendirilirken; Hekimhan ve Kuluncak, rudistli kireçtaşları ve maden yataklarının şekillendirdiği madencilik kültürü ve endüstriyel miras ile öne çıkmaktadır. Kale ilçesinde Fırat Nehri’nin Kuvaterner terasları, baraj öncesi ve sonrası dönemde yaşanan jeoarkeolojik süreksizliğin somut göstergelerini sunmaktadır. Yeşilyurt ve Battalgazi ise alüvyal yelpazeler ve karstik kaynaklar sayesinde Arslantepe’den günümüze uzanan kesintisiz yerleşimin odağını oluşturmaktadır. Bu bütüncül değerlendirme, Malatya’nın tekil jeositlerden oluşan parçalı bir alan değil; ilçeler arası ilişkilerle tanımlanan, çok katmanlı ve dinamik bir jeo-kültürel sistem sunduğunu ortaya koymaktadır. Fay zonlarından türkülere, maden alanlarından inanç mekânlarına uzanan bu çeşitlilik, Malatya’yı kültürel jeoloji temelli çalıştaylar, bölgesel jeomiras envanterleri ve jeopark yaklaşımları için güçlü ve örnekleyici bir çalışma alanı haline getirmektedir.