sığırcılık


Göncü Karakök S.

akademsiyen, Adana, 2021

  • Yayın Türü: Kitap / Mesleki Kitap
  • Basım Tarihi: 2021
  • Yayınevi: akademsiyen
  • Basıldığı Şehir: Adana

Özet

Önsöz

Sığır yetiştiriciliği, çiftlik hayvanları içinde en fazla bilgisiye ihtiyaç duyulan yetiştiricilik alanıdır. Tarihsel süreçte hayvan yetiştiricileri, uygulamaları nasıl ne zaman  yapacaklarını ekonomik koşullara bağlı olarak değişen koşullarda  uzun ve yorucu tecrübelerle edinmişlerdir. Teknik bilgiden yoksun uygulamalar ile yapılan yetiştiricilikte sığırdan elde edilen gelir,  işletme giderlerini  karışılayamaz hale gelir ve işletme kapanmak zoruda kalır. Günümüz işletmelerinde sığırın biyolojik özellikleri dikkate alınmadan yapılan uygulamalar, barınağın ve planlamanın dönüşümsüz hatalarla büyük kayıplara neden olabilmektedir. Sığırcılık işletmelerinde mevcut kaynakların en uygun ve en iyi şekilde  kullanılabilmesi ve yönetilmesi uzun vadede karlı üretim için temel ilkedir.  Bu konuda tek kriter ise paradır. Kazanç ise  gelir ve gider araındaki farklılıkta gelirin fazla olması ile mümkündür.

Bugüne kadar gelirleri artırmak amacıyla, işletmede yılda elde eldilen buzağı sayısı  ve süt verim miktarını artırma amaçlı pekçok çalışma yürütülmüş ve belirli bir noktaya da gelinmiştir. Şöyleki; 2000 yılında hayvan başına süt verim ortalaması 1654  kg iken 2018 yılında 3161 kg'ma sığır eti üretimi 329.259  tondan 1.059.546 tona, karkas ağrırlığı da 237,0 kg'dan  312,7 kg'ma ulaşmıştır. Aynı süreçte sığır sayısı da 9 milyondan 16 milyona yükselmiş, kültür ırklarının oranı ise %50'yi bulmuştur. Türkiye’de toplam sağılan hayvan sayısı içinde büyükbaş hayvan sayısı oranı  %20- 27 arasındadır.  Büyükbaş hayvan sayısı üretim potansiyelinde oransal olarak düşük olmasına rağmen süt üretiminin %90,64’nı sağlamaktadır (Tapkı ve ark. 2018). 2017 yılında Türkiye toplam büyükbaş popülâsyonu içerisinde sığırların oranı %99 iken mandaların oranı %1’dir. Süt, et ve çeki hayvanı olarak dünyada önemli bir yere sahip olan manda Türkiye'de bazı bölgelerde yetiştirilen ve ürünleri özel talep gören önemli bir türdür. Manda süt verimleri 2000-2018 yılları arasındaki süreçte Türkiye süt üretimine yılda  980 kg ile 1000 kg arasında katkıda bulunmuştur. Bir manda günde 6-7 litre, en fazla 10 litre süt verebilir. 8-9 litre manda sütünden de 1 kg manda kaymağı üretilebilir. Günümüz tüketicilerinin çeşitli nedenlerle  manda ürünlerine olan talebi  manda yetiştiren işletme sayılarısını artırmıştır. Manda sütüyle kaymak ve yoğurt yapan çok sayıda küçük işletme vardır. Her iki tür içinde yönetim ve yetiştiricilik uygulamaları verimlilikte önemli fark oluşturur. Her ki tür içinde birçok işlem ve benzer uygulamalar mevcuttur. 

Sığırcılık üretim dalının hayvancılık sektörünün önemli kollarından biri olduğunun ve yarattığı katma değer ve istihdam açısından geçmişten günümüze ülke ekonomisine önemli katkıları vardır. Son 30 yılda büyükbaş hayvancılık buzağı desteği, hastalıktan ari işletme desteği, aşı desteği, atık desteği, yem bitkileri desteği  ve hayvan gen kaynakları destekleri ile desteklenmiştir. Ancak aynı süreçte Türkiye nüfusu çok daha hızlı  artmış ve üretim tüketimi karşılamaktan uzak kalmıştır. Artan nüfusun tercih ve talepleri hem miktar hemde kalite olarak hayvansal üretimi hem kalite hemde miktar açısından zorlar duruma gelmiştir.

Hayvancılık ve özelliklede süt sığırcılığı son 20 yılda büyük bir değişim göstermiş ve hayvansal üretim emek yoğundan bilgi yoğun sektör konuma geçmiştir. Sığır yetiştiricileri kendi koşullarına bağlı kalarak yapmak zorunda oldukları üretimi planlamak, geliştirmek ve bu süreçte Türkiye hayvansal ürünler üretimine beklenen katkıyı sağlamak gibi büyük bir görevle karşı karşıyadır. Üstelik sığırcılık işletmelerinde çalışma saati yılın her günü için 7/24 gibi zorlu koşullarda gerçekleşmektedir. Türkiye hayvansal üretimine gereken katkı yapabilmek ise bilgiyi doğru ve zamanında kullanabilen, mevcut finansal kaynakları üretime dönüştürebilen yönetcilerle mümkün olabilecektir.

Bugün Türkiye pekçok ürün için ithalat yapmaktadır. Yeni işletme kuracak olanlar kaliteli damızlık düve yok diyerek,düve ithali için baskı uygularken ülke yetiştiricileri ellerindeki düveleri yok pahasına satmak zorunda kaldıklarından yakınmaktadırlar. Bu tezat sığır yetiştiriciliğinde temel uygulama bilgilerinin doğru zamanında ve etkili bir şekilde kullanılamadığının da bir göstergesi olarak kabul edilmelidir. Düve ithalatı, süt tozu ithalatı, canlı hayvan ithalatı gibi başlıklar üretici için her zaman temel çekince olsa da bu durum iç kaynakların yönetiminde ki başarısızlığın bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Çünkü tüm hayvancılık kollarında olduğu gibi sığırcılıkta da verimlilik genetik yapı ile çevre koşul ve uygulamaların etkisinde şekillenir. Aynı ırkı yetiştiren farklı işletmelerde verim düzeylerinin 5000 ile 12000 arasında değişmesi de bunun ıspatıdır. Kötü koşullar ve yönetim çok yüksek genetik kapasiteye sahip sığırların kaybına neden olabilmeketdir.  

İşletmelerde yüksek süt verimin yanısıra iyi bir döl verimi mecburidir. Çünkü, inek istsina durumalr hariç, ancak buzağıladığında süt vermeye başlar. Bu nedenle döl verimi konusu da önemli konu başlıklarıdır. Ancak süt verimine göre ve döl veriminin genetik yapı ile olan bağlantısı daha düşüktür. Süt veriminin kalıtım derecesi %20, tekrarlanma derecesi ise %34 iken döl veriminin kalıtım derecesi %4, tekrarlanma derecesi ise %2-6'dır.  Kalıtım derecesinin düşük olması bu özelliklerde  gözlenen varyasyonun çevre şartlarına bağlı olarak ortaya çıktığını göstermektedir.  Tekrarlanma derecesi hayvanlar arasındaki genotipik farklılıklarla beraber, sabit çevre faktörleri etkisinde, bir sonraki verimin bir önceki verime benzerliğini ifade eder.  Tekrarlanma derecesinin düşük olması sürüde sabit çevre faktörleri (ineğin meme başının kör olması) yerine, verimlerin farklılaşmasına neden olan geçici çevre faktörlerinin (sağım, bakım, besleme, mevsim,vs) etkisini göstermektedir. Bu nedenle, hayvan başına elde edilen verimin yükseltilebilmesi için, çevre şartlarının düzenlenmesi mecburidir. Çevre koşullarının iyileştirilmesine paralel olarak genetik değeri yüksek hayvanlar seçilerek ve gelecek generasyon bu ebevenlerin döllerinden oluşturularak beklenen hedefleri yakalamak mümkün olabilir.

Hayvancılıkta çevre terimi ile bakım besleme, barınak ve süür yönetimini içeren birçok uygulama bir arada ifade edimiş olmaktadır. Sığırcılıkta günlük iş rutininde yer alan sağım, yemleme, numaralama, kayıt tutma, buzağı bakımı, boynuz köreltme, kuyruk kesimi, kızgınlık takibi gibi pekçok günlük iş vardır. Bu uygulamaların ne zaman ve ne şekilde yapılacağı az çok bellidir. Hayvana yaklaşım, tutma bağlama, zaptı rapt altına alma gibi uygulamalar çalışan sağlığı ve iş güvenliği açısından elzem bilgilerdir. Hayvan davranışlarına ait bilgiler hayvanlarla çalışmayı kolaylaştıran, stresi azaltan, hem hayvan hem de çalışan güvenliğini sağlayan temel noktaları içermektedir. Hayvancılık işletmelerinde çalışanlar  genel olarak hayvanlarla çalışmanın tehlikeli olduğunun farkındadır. Hayvanların saldırgan olduğunu çalışma koşulları, bir şekilde göstermiştir. Ancak hayvanların neden saldırdığı veya saldırıyı önleme teknik bilgilerine ait  sebep-sonuç tecrübeleri yoktur. Hayvancılık kazalarının çoğu, hayvanlarla kurulan birebir fiziksel temas kaynaklıdır. Hayvanların çifte atması, vurması, hırçınlaşarak saldırması ve ısırması yaralanma sebebidir. Bu konuda çok basit ama etkili olan hayvan davranışları ve doğasına uygun yaklaşım ve ekipman kullanımı en büyük yardımcı olur.  Ayrıca inekleri kuruya çıkarma, ayıklama, damızlık seçimi gibi uygulamaların ne zaman ne şekilde yapılacağı konusundaki sürü yönetim  kararları çoklu bilgiye ve bilgiye kullanabilme becerisine bağlı olarak başarılı olabilir. Ayrıca süt kalitesi, yem kontrolü, besleme takdiri gibi konularda da doğru karar verebilmek için laboratuvar sonuçları  ve doğru yorumları gerekir.

Aslında sığır yetiştiriciliği, basit ama bir çok işlemin zamanında ve doğru uygulanması ile farklı ürünler veren bir fabrika gibi düşünülebilir. Ancak, sanayideki bri fabrikada herkes hergün farklı işler yapsada tek bir ürün (araba) çıkarır. Sığırcılıkta ise  herkes hergün sabahtan akşama kadar farklı işler yapar ve farklı farklı ürünler (et, süt, buzağı, deri, gübre vs.) çıkar. O nedenle hayvancılıkta çalışanların birden çok işi bilmesi ve bazende beklenmedik acil müdahelelerde için gerekli bilgi ile donanmış olması gerekir. Buna ek olarak yağmurda çamurda sıcakta soğukta günün 24 saati ve yılın her günü çalışmak zorundadır. Bu nedenle hayvancılıkta çalışan kişiler gerek yaptıkları iş, gerek hayvana yaklaşım gerekse bilgi donanımları ve karar mekanizmaları ile her aşamada önemli farklar oluştururlar. Ancak hayvancılıkta alınan kararların etkisi (sonucu) uzun vadede kendini açığa vurur. Bu nedenle yönetim ve karar almanın temel yönleri hâlâ tam olarak açıklanabilmiş değildir (Campe ve ark., 2015). Mesela damızlık seçim kararlarının sonucu seçilen ikame düvenin sürüye katılıp verim sonuçları alındığında anlaşılabilir. Bu noktada çok basit olup çok da ihmal edilen ama gerçekte en etkili sürü yönetim bileşeni olarak kayıt tutma ve değerlendirme uygulama bilgileri çözüm olur. Çok değerli çalışma sonuçlarının üretime aktarılması ile yaşanmakta olan pek çok sorunun çözümü de mümkündür. 

Altmış üç ana başlıktan oluşan bu kitapta, sığırcılık işletmelerinde yapılması gereken kayıtlar, numaralama, göbek bakımı, besleme, sağım, kastrasyon, tırnak bakımı, boğa burun halkası takma, biyo-güvenlik, vb. temel uygulamalar yanı sıra kızgınlık gözlem, ahır değerlendirme, inek temizlik puanı, diz lezyonları, geviş getirme, rumen doluluğu, kayıt değerlendirme, ikame düveler, ayıklanacak inekler gibi bilgi gerektiren uygulamalar ile süt kalitesi, yem ve yemlik takibi, besleme takdiri gibi konularda doğru karar verebilmek için laboratuvar sonuçları  kullanımı ile hayvan yaklaşım tutuma bağlama zaptı rapt edebilme becerileri için gerekli bilgiler derlenmiş ve bu özeliklerin sürü yönetiminde kullanımı için barınak planlamada, alet ekipman tasarımında ve sığır refahı kontrol kriteri olarak kullanımı konusunda, ayrıntılı şematize ve görseller yardımıyla açıklamalar net bir şekilde sunulmaya çalışılmıştır.

Değişen piyasa koşulları altında değişmeyen inek refah gereksinmeleri ve yetiştiricilik teknik bilgileri ile  çalışanların temel yönetim bilgi ve beceri düzeyini arttırmak, mevcut düzeylerine ek olarak güçlü ve gelişmesi gereken yönlere dair farkındalık oluşturarark motive edici iletişim becerileri için gerekli yöntem ve teknikleri aktarmak “Sığır yetiştiriciliği sürü yönetimi, temel uygulamalar” kitabının amacını oluşturmaktadır. Çünkü yönetim becerileri - öğrenilebilir ve geliştirilebilir özelikler bütünüdür. Günümüz dijital dünyasında iş yapma şekilleri büyük deişme uğramış durumdadır. Artık bazı işler tamamen makine gücü ile yapılmaktadır. Fakat yönetim gereksinimleri temel olarak hala insan bağlıdır.  O nedenle bu kitabın temel hedefi de hayvancılık sektöründe büyük değişimi yapabilecek olan sektör çalışanlarıdır. 

Bu kitap, sığır yetiştiriciliği temel uygulamaları konusunda öğretim ve sürü yönetiminde kullanım amacıyla Türkçe literatüre katkı sağlamak amacıyla 40 yıllık tecrübelerin, yapılan proje, makale,  ve araştırmalarım ışığında derlenerek hayvansal üretimde çalışanların bilgisine  sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Burada yer verilen her bir konu başlığının her biri özenle ve sahada görülen ihtiyaçlar, tarafıma ulaşan sorular göz önüne alınarak seçilmiştir. Buradaki her bir bölüm başlığı için bir uygulama kitabı, el kitapçığı hazırlamak da mümkündür. Benim bu kitabı hazırlamaktaki amacım, konunun tamamını detaylı olarak vermek değildir. Amaç, konu ile ilgilenen çalışan ve çalışmayı düşünenlere bir yol haritrası, bilgi kaynağı hazırlamak  ve gelecek çalışmalara temel oluşturmaktır. Gelecekte bu konuyu geliştirecek, genişletecek ve ekleyeceği bilgilerle ülke hayvancılığının ihtiyacı olan  bilgileri sağlayacak araştırıcılara da rehberlik etmesi buradaki temel hareket noktasıdır. Bu düşüncelerle uzun yıllar önce başladığım bu çalışmamı ancak 2020 yılında tamamlamış oldum. Bu kitabın, sığır yetiştiriciliği sektörü ile bir şekilde bağı olan üreticilere, yetiştiricilere, lisans ve lisansüstü çalışma yapanlara, hayvan meraklıları ve hayvansal üretimle ilgilenen herkese yararlı olmasını dilerim.     

 

                                                                                                                                Prof.Dr.Serap Göncü

                                                                                                                                      25.08.2020