Okul öncesi dönemde erken başlangıçlı hışıltılı solunumun etiyolojisi, risk faktörleri ve astımın önlenmesindeki olası etkileri
Cukurova Medical Journal, cilt.51, sa.1, ss.369-377, 2026 (ESCI, TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 51 Sayı: 1
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.17826/cumj.1856021
- Dergi Adı: Cukurova Medical Journal
- Derginin Tarandığı İndeksler: Emerging Sources Citation Index (ESCI), Directory of Open Access Journals, TR DİZİN (ULAKBİM), Academic Search Ultimate (EBSCO)
- Sayfa Sayıları: ss.369-377
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Çukurova Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Amaç: Bu çalışma, acil servise başvuran okul öncesi çocuklarda hışıltının etiyolojik faktörlerini ve klinik özelliklerini incelemeyi; özellikle çevresel, viral ve demografik risk faktörlerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Kasım 2017 – Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülen bu prospektif çalışmaya, 27 gün ile 70 ay arasında değişen yaşlarda toplam 199 çocuk (ortalama yaş: 19,38 ay) dâhil edildi. Demografik, klinik ve çevresel veriler kaydedildi; solunum yolu virüsleri polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemiyle araştırıldı. Astım yatkınlığı ve olası hışıltı tetikleyicileri, ebeveynlere uygulanan modifiye Uluslararası Çocukluk Çağı Astımı ve Alerjisi (ISAAC) anketi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Başvuru sırasında hastaların %97,5’inde hışıltı mevcuttu ve özellikle kış aylarında daha sık karşımıza çıktı. Olguların %67,3’ünde solunum yolu virüsü saptandı; en sık görülen etkenler rinovirüs (%33,5) ve Respiratuvar Sinsityal Virüsü (RSV) (%25) idi. Rinovirüs enfeksiyonları sonbaharda, RSV ise ilkbaharda zirve yaptı. Erken hışıltı başlangıcı, erkek cinsiyet ve altı aydan kısa emzirme süresi, tekrarlayan hışıltı ile ilişkili bulundu. Astım ve atopik dermatit dâhil olmak üzere alerjik komorbiditeler çocukların %8’inde mevcuttu. Ev tozu ve polen en yaygın çevresel tetikleyiciler olarak belirlendi. Sonuç: Bu çalışma, okul öncesi çocuklarda hışıltı ataklarında viral enfeksiyonların belirgin rolünü ortaya koymaktadır. Bulgular, viral maruziyeti azaltmak için influenza aşısı gibi önleyici yaklaşımların ve özellikle üç yaş altındaki çocuklarda viral sezonlarda kreş/gündüz bakımı süresinin sınırlandırılmasının önemini vurgulamaktadır.
Purpose: This study aimed to examine the etiological factors and clinical characteristics of wheezing in preschool children presenting to the emergency department, focusing on environmental, viral, and demographic risk factors. Materials and Methods: A total of 199 children aged 27 days to 70 months (mean age 19.38 months) were included in this prospective study conducted from November 2017 to January 2019. Demographic, clinical, and environmental data were collected, and respiratory virus detection was performed using PCR tests. The modified International Study of Asthma and Allergies in Childhood (ISAAC) questionnaire, administered to parents, assessed asthma susceptibility and potential wheezing triggers. Results: Wheezing was present in 97.5% of the patients at presentation. Respiratory viruses were identified in 67.3% of cases, with rhinovirus (33.5%) and RSV (25%) being the most frequent pathogens. Rhinovirus peaked in autumn, while RSV was more prevalent in spring. Early wheezing onset, male gender, and shorter breastfeeding duration (< six months) were associated with higher wheezing recurrence. Allergic comorbidities, including asthma and atopic dermatitis, were present in 8% of children. House dust and pollen were the primary environmental triggers. Conclusion: The study highlights the significant role of viral infections in preschool wheezing episodes and suggests preventive measures, such as influenza vaccination and reduced daycare attendance for children under three during peak viral seasons, to limit viral exposure.