İntrauterin dönemde kardiyak anomali tanısı alan fetusların prenatal ve postnatal sonuçlarının değerlendirilmesi: Tersiyer merkez deneyimi


YILMAZ G. m., Demir S. C., Aykut S., Evruke C., Sucu M.

Turkish Journal of Obstetrics and Gynecology, cilt.22, sa.1, ss.55-64, 2025 (ESCI) identifier identifier

Özet

Amaç: Fetal kardiyak anomaliler, doğumsal anomalilere bağlı bebek ölümlerinin önde gelen nedenleri arasındadır. Konjenital kalp hastalıklarının prenatal tanısı, doğumdan önce prognostik bilgi edinilmesini sağlar ve doğumdan önce veya sonra tedavi seçenekleri hakkında fikir verir. Bu çalışmanın amacı, perinatoloji kliniğimizde tespit edilen kardiyak anomalili fetüslerin prenatal ve postnatal tanıları arasındaki korelasyonu gözlemlemektir. Amaç, doğum sonrası sonuçları izleyerek ve risk faktörlerini belirleyerek, anne ve fetüs sağlığına öncelik veren en uygun yaklaşımın seçilmesine yardımcı olmaktır. Gereç ve Yöntemler: Ocak 2016-Aralık 2021 tarihleri arasında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Perinatoloji Bölümü tarafından prenatal dönemde tanı alan, doğum yapan ve Çukurova Üniversitesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne kabul edilen ve Çocuk Kardiyoloji Kliniği tarafından fetal ekokardiyografi yapılan 188 fetüsün kayıtları retrospektif olarak değerlendirildi. Bebeklerin doğum sonrası transtorasik ekokardiyografi sonuçları da gözden geçirildi. Bulgular: Çalışmamız 188 gebe kadın ile gerçekleştirilmiştir. Fetüslerde en sık saptanan kardiyak anomaliler konotrunkal anomalilerdi, bunu sağ kalp anomalileri izledi. Prenatal ve postnatal bulgular arasındaki uyum %88,8, duyarlılık %96,55 ve özgüllük %100 idi. Konjenital kalp hastalığı olan canlı doğan bebekler arasında, yenidoğan dönemini atlatan ve atlatamayan grup arasında ebeveyn akrabalığı, doğumdaki gebelik yaşı, doğum ağırlığı, APGAR skorları ve kromozomal anomali değerlendirme oranı açısından anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Sonuç: Çalışmamızda çeşitli risk faktörleri vurgulanmıştır. Prenatal ve postnatal ekokardiyografi bulgularımız arasında yüksek uyum saptandı. Sonuç olarak, farkındalığı artırmanın ve taramayı rutin bir uygulama haline getirmenin gelecek nesillerin daha sağlıklı olmasına katkıda bulunmak için gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu, uygun yönetim ve ekipman yoluyla perinatal mortalite ve morbiditeyi azaltarak ve böylece toplumdaki etkilenen bireylerin refahını optimize ederek başarılabilir.
Objective: Fetal cardiac anomalies are among the leading causes of infant mortality due to congenital anomalies. The prenatal diagnosis of congenital heart diseases allows for the acquisition of prognostic information before birth and provides insights into treatment options either before or after delivery. This study aims to observe the correlation between the prenatal and postnatal diagnoses of fetuses with cardiac anomalies detected in our perinatology clinic. The goal, by tracking postnatal outcomes and identifying risk factors, is to assist in selecting the most appropriate approach, prioritizing maternal and fetal health. Materials and Methods: The records of 188 fetuses diagnosed during the prenatal period by the Perinatology Department of Obstetrics and Gynecology at Çukurova University Faculty of Medicine, delivered and admitted to the Çukurova University Neonatal Intensive Care Unit, and undergoing fetal echocardiography by the Pediatric Cardiology Clinic between January 2016 and December 2021, were retrospectively evaluated. Postnatal transthoracic echocardiography results of the infants were also reviewed. Results: Our study was conducted with 188 pregnant women. The most frequently detected cardiac anomalies in the fetuses were conotruncal anomalies, followed by right heart anomalies. The concordance between prenatal and postnatal findings was 88.8%, with a sensitivity of 96.55% and a specificity of 100%. Among the live-born infants with congenital heart disease, significant differences were observed between the group that survived the neonatal period and those who did not, in terms of parental consanguinity, gestational age at birth, birth weight, APGAR scores, and the rate of chromosomal anomaly assessment. Conclusion: Our study emphasized several risk factors. A high concordance was found between our prenatal and postnatal echocardiography findings. In conclusion, we believe that increasing awareness and making screening a routine practice are essential to contributing to healthier future generations. This can be achieved by reducing perinatal mortality and morbidity through appropriate management and equipment, thereby optimizing the well-being of affected individuals in society.