Tez Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri A.B.D., Türkiye
Tez Danışmanı: Bilge F.
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Özet:
Bu araştırma evli bireylerin kendini saklama, öfke ifade stilleri ve otantiklikleri arasındaki ilişkilerin incelendiği betimsel bir çalışmadır. Ayrıca, araştırmada evli bireylerin otantiklikleri ile cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, eşler arası yaş farkı, evlilik öncesi ilişki süresi ve evlilik süresi arasındaki ilişkilere bakılmıştır. Araştırmaya Ankara’ya bağlı dört ilçede (Beypazarı, Çamlıdere, Kazan ve Kızılcahamam) yaşayan 414 evli birey (218 kadın, 196 erkek) katılmıştır. Araştırmada evli bireylerin kendini saklama eğilimlerini belirlemek için Larson ve Chastain (1990) tarafından geliştirilen Kendini Saklama Ölçeği (KSÖ), öfke ifade stillerini belirlemek için Guerrero (1994) tarafından geliştirilen Kızgınlık İfade Stilleri Ölçeği (KİSÖ), otantikliklerini belirlemek için Wood, Linley, Maltby, Baliousis ve Joseph (2008) tarafından geliştirilen Otantiklik Ölçeği (OÖ) ve evli bireylerin bireysel ve çevresel özellikleriyle ilgili bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu (KBF) uygulanmıştır.
Araştırmada yaygın kızgınlık ifade stili, pasif kızgınlık ifade stili, kaçınmacı davranış ifade stili, bütünleyici kızgınlık ifade stili ve kendini saklama bağımsız değişken ve otantiklik ise bağımlı değişkendir. Evli bireylerin otantikliklerini yordama düzeyini belirlemede çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, eşler arası yaş farkı, evlilik öncesi ilişki süresi ve evlilik süresi ile evli bireylerin otantiklikleri arasındaki ilişki tek faktörlü varyans analizi (ANOVA), çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) veya bağımsız gruplar için t testi ile incelenmiştir. Analiz sürecinde parametrik test koşulları sağlanmadığında, parametrik testlerin parametrik olmayan karşılıkları Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; kendini saklama, yaygın kızgınlık ifade stili, bütünleyici kızgınlık ifade stili ve kaçınmacı davranış ifade stilinin, otantikliğin kendine yabancılaşma alt boyutu üzerinde anlamlı bir yordayıcı oldukları; pasif kızgınlık ifade stilinin ise önemli bir etkiye sahip olmadığı saptanmıştır. Benzer şekilde, kendini saklama, yaygın kızgınlık ifade stili, pasif kızgınlık ifade stili ve kaçınmacı davranış ifade stilinin otantikliğin dış etkiyi kabullenme alt boyutu üzerinde anlamlı bir yordayıcı oldukları; bütünleyici kızgınlık ifade stilinin ise önemli bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Son olarak, yaygın kızgınlık ifade stili, pasif kızgınlık ifade stili, bütünleyici kızgınlık ifade stili ve kaçınmacı davranış ifade stilinin otantikliğin otantik davranış alt boyutunu anlamlı olarak yordadıkları; kendini saklamanın ise anlamlı olarak yordamadığı belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre; kadınların otantik yaşam alt ölçek puan ortalamalarının erkeklerin otantik yaşam alt ölçek puan ortalamasından daha büyük olduğu saptanmıştır. Kendine yabancılaşma ve dış etkiyi kabullenme alt boyutlarında ise cinsiyete göre anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Evli bireylerde otantikliğin kendine yabancılaşma ve dış etkiyi kabullenme alt boyutlarında yaşa göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Otantik yaşam alt boyutunda ise, 31–45 yaş grubundaki evli bireylerin otantik yaşam alt ölçek puan ortalamalarının, 46 yaş ve üstü yaş grubunun otantik yaşam puan ortalamasından daha yüksek olduğu saptanmıştır. Evli bireylerde evlilik öncesi ilişki süresi 1–2 yıl olan grupla 3 yıl ve üstü olan grubun kendine yabancılaşma alt ölçek puan ortalamaları arasındaki farkın, evlilik öncesi ilişki süresi 1–2 yıl olan grup lehine anlamlı olduğu bulunmuştur. Ayrıca evlilik öncesi ilişki süresi 1 yıldan az olan grubun dış etkiyi kabullenme alt ölçek puan ortalamasının evlilik öncesi ilişki süresi 3 yıl ve üstü olan grubun dış etkiyi kabullenme alt ölçek puan ortalamasından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Otantik yaşam alt boyutunda ise, evlilik öncesi ilişki süresine göre anlamlı bir fark çıkmamıştır. Son olarak, öğrenim düzeyine, eşler arası yaş farkına ve evlilik süresine göre evli bireylerin kendine yabancılaşma, dış etkiyi kabullenme ve otantik yaşam alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir.